Songül Sallan Gül

Süleyman Demirel Üniversitesi, Prof.Dr

songulsallangul@yahoo.com


03.01.2018
1727
3
Yazı Boyutu:    
Ülkemizde 2017 yılı, bir önceki yıl gibi, yine mizojini, yani kadın nefreti ve düşmanlığı söylemleriyle doldu taştı.

Kadınların birey olma talep ve çabaları, anne ve ev kadını rolleriyle yetinmek istememeleri, seslerini yükseltmeleri, bağımsız olma, mesleki olarak başarılı, ekonomik olarak erkeğe muhtaç olmayan ve kendilik bilincine sahip olma ve güçlenme istekleri, erkeklerin nefretiyle karşılaştı.

9 yaşındaki bir kız çocuğuyla evlenilebileceği fetvasını veren sözde din adamı, ulema (!) pedofiliyi meşru hale getirme çabasıyla açıklama yaptı, durdu.

Dinbazlar kadınların okutulmamasını isterken, bazı siyasetçiler kadınların kariyerinin alanı olarak evi göstermeye etmeye devam ettiler. Yine cinsel tacizi ve kadına yönelik şiddeti öven, meşrulaştıran ve teşvik eden çok sayıda açıklama kadın düşmanlığını yansıtmaktı…

Kadınları evde tutma, adeta eve hapsetme, çalışmalarının önünü kesme, çocuk yaşta evlilikleri teşvik etme, evlilik içi cinsel suçları doğalmış gibi gösterme, hatta meşru gösterme çabaları eksik olmadı.

Şiddeti, tecavüzü, tacizi kadınların hak ettiğini ima etme, evlilikte kadını eşine, erkeğe itaat ettirme-biat ettirme çabaları, geleneksel ataerkil aileyi ve değerleri kutsal kılma çabaları fütursuzca savunuldu durdu.

Kantçı anlamda kadınalar için akıl reddedildi durdu. Kadınların akıllarını kullanmaları sakıncalı görüldü, akılını, ruhunu, kararlarını bir başkasına, erkeğe, kocasına devretmeleri istendi, ailenin bütünlüğü adına, erkekler adına, din adına, gelenek adına!

Tüm bu düşünce ve Mizojini bakış açısı, ülkemizde kadın cinayetlerini bir yılda %25 artırdı. 409 kadın, etrafındaki eşleri olan erkekler tarafından katledildi; okumak istedikleri, kendi kararlarını vermek istedikleri, şiddete dur dedikleri için, kendi akıllarıyla bir yaşam kurmak istedikleri için. 409 kadını kocaları, ayrıldıkları kocaları, babaları, oğulları ya da başka bir akrabası infaz etti 2017 yılında…

Ülkemizde okuma yazma bilmeyen kadınların oranı erkeklerin beş katı! Kadınların istihdamı alanında ise, kadınların istihdam oranı neredeyse erkeklerin üçte biri, kadın istihdamında ise Avrupa sonuncusuyuz…

Ancak bu ülkede kadınlar gelecek için gelecek ve umut var mı? Sorusunu sorsam da, aslında karamsar değilim ben. Çünkü bu ülkede, açığı-kapalısıyla kadınların çok büyük çoğunluğu, kadın düşmanlığına büyük ölçüde karşı çıkıyorlar. Seslerini daha yüksek sesle çıkmaya devam ediyorlar. Çıkan her yasada toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırılıklar yürüyüşlerle, protestolarla haykırılıyor.

Benzer biçimde Türkiye İstatistik Kurumu “İstatistiklerle Kadın, 2016” araştırmasında, aile yapısı araştırması sonuçlarına göre kadınlar kızlarını okutmak istiyor. Ülke genelinde kadınların istihdamına olumlu bakanların oranı toplamda %84,9’dir. Erkeklerde bu oran %78,1 ve kadınlarda ise, %91,5. Kadınların çalışmasını uygun buluyor bu ülkenin insanları, bazı siyasetçilerimizin ve dinbazlarımızın kadını eve tıkma konusunda gösterdikleri gayrete rağmen.

Yine toplumsal cinsiyet eşitliği araştırmaları kadınların ve her cinsten gencin, daha eşitlikçi değerlere sahip olduğunu gösteriyor, neyse ki! Gelecek için umut var, umudumuzu yitirmeyelim, 2018’de her tür eşitsizliğe karşı birlikte daha yüksek sesle karşı çıkalım ve demokratik hakları savunalım.a

Üye Ol



Üye Girişi