Zerrin Toprak Karaman

Prof.Dr, Dokuz Eylül Üni. İİBF.

zerrintoprak@gmail.com


22.03.2020
451
3
Yazı Boyutu:    

Doğa kaynaklı afetlerin şiddetini giderek artırması, risk yönetimiyle ilgili erken uyarı konusunu önemli hale getirmiştir. Kamu yönetimi, meteorolojik afetlerde, teknoloji yardımıyla risk analizini yapabilmektedir. Günümüzün küresel sorunu olan, “sağlık konulu” afetlerde de riski görebilmek ve krizi yönetebilmek, kamu yönetiminin temel görevidir. Afeti yönetmek felsefesi itibariyle “emredici” özelliğe sahiptir. Bu konunun “otoriter ve totaliter” ülke olup olmama ile ilgisi bulunmamaktadır. İdare açısından, afetlerde, konunun bir yanında elde olan imkân ve araçlar, diğer yanında ise toplum/yerleşikler bulunmaktadır.  Kamu yönetiminin afetlerde ikna kabiliyeti konusunda uluslararası ve ulusal düzeyde zengin literatür bulunmamaktadır. Nedeni ise kamunun, genelde emret yapsın tarzı bir model içinde çalışmasıdır. Ancak bu klasik model görüldüğü gibi,  her afette etkili olamamaktadır. Hatırlanırsa, Türkiye’de 2019 yılı içinde Karadeniz’de aşırı yağışlar ve fırtına nedeniyle ve yine deniz kenarlarında “şiddetli fırtına” beklentisi içinde yöneticinin ikazları etkili olamamıştır. Uluslararası literatürde de sel baskınlarında benzer davranışlarla karşılaşılmıştır. Mamafih bu konular bölgesel olarak kalmıştır.

Toplumun afetlerde, yönetimin talimatlarına karşı gelmesinin çeşitli nedenleri bulunmaktadır. En önemli nedenler; afet olgusuyla toplumun ilk defa karşılaşması ve/veya uzun zamandır karşılaşmaması nedeniyle hızla olayın öneminin algılanamaması,  idarenin de tam zamanında farkındalığının oluşmaması ile  “afetlerde yöneticinin ikna kapasitesi” konusunun kamu yönetimindeki örgütsel yapılar ve insan çevresi yönüyle de kapsamlı çalışılmamış olmasıdır. Ülke düzeyinde gerçekleşen bazı afetler,  küresel de olabilecektir, Corona Virus , COVID -19,  örneği gibi.

İkna konusu literatürde daha çok, işletmelerin müşteriyi bir ürünü almaya ikna etmesini hazırlayan şartlar ve başarı belirlenmesine yöneliktir. Yine siyasi olarak seçmenleri etkilemenin yönü ve başarısı daha yaygın işlenen “ikna konularıdır”. Mamafih bu tespitlerde yer alan unsurlardan bazılarının da afet yönetiminde halkın iknası ile ilgisi kurulabilmektedir.“İkna”, hedeflenen kişi veya grubun düşünce, davranış ile tutumlarını istenilen biçimde yapılandırma sürecidir. Etkileme ise ikna ederken, hedef kişi veya kitlenin tutum ve davranışlarını, onların istek ve çıkarlarına ters düşmeyecek şekilde, daha uzun sürede değiştirme girişimidir.

İkna konuları, kamu hizmetleri ve yönetici sorumluluğu açısından yorumlandığında, afet yönetimi süreci için genel geçerli kurallar geliştirilebilir Nitekim, kişilerin, talimat verene güven duyması ve bu güvenin sürdürülebilmesi için bazı göstergelere ihtiyacı bulunmaktadır. Vatandaşın yöneticilerden yapmasını istediği davranış göstergeleri: Fedakârlık göster ve fedakârlık iste; vatandaşı/yerleşikleri önemsediğini gösterecek davranışlarda bulun; istediğin davranışları kendin de gerçekleştir vb. tarzında düşünülebilir.

Bazı kaynaklar ikna edilmek istenenlere yönelik olarak başarıyı sağlayan davranış listesi ve kuralları vermektedir. Bu listedekilerden konumuza ilişkin anahtar sözcükler şunlar olabilir. Nerde duracağını bilme; çünkü kelimesini doğru kullanma; birliktelik ve işbirliği sağlama; beklentiyi karşılama; karşılaştırmalar yapma; kıtlık ile korkutma; ilgi yaratma; yaptırım kullanma; duyarlılık/tutarlılık; aciliyet; kayıplardan kaçınma; moral değerleri kullanma. Bu kuralların her biri aslında içerik olarak kendini özetlemektedir. Ortaya çıkan ani tehdit durumuna göre zaman darlığının da sıkıştırmasına bağlı olarak, idarenin doğru bilgilendirme yapması, geçmişten getirdiği örneklerle güvenilir olması yanında, kişilere de güvendiğini, destek beklediğini belirtmesi ve onları övgü ile coşturması/cesaretlendirmesi başarıyı artıracak bir yöntem olarak görülmektedir.

Mamafih bu sürecin iyi işlemesi veya işlememesi sonraki süreçlerdeki “etkileme” başarısını sağlayacak bir özellik taşımaktadır. Ayrıca çeşitli unsurları birlikte doğru kullanabilme kapasitesine sahip olmak işlevselliği sağlamaktadır. Bugünün teknolojik ve haber alma koşullarında ya da global bilgi ortaklığında; topluluklar, idarenin duyurularını yurt içi veya sınır ötesi çeşitli kanallardan doğrulayabilmektedir. Bu konu idarenin doğrulanmış bilgi desteğine dayanarak, halktan ne istediğini bilmesi ve halka anlatabildiğini göstermesini önemli hale getirmektedir.Bu nedenle,  halkın bilimsel destek olmadan veya uzman bilgilendirmesi yapılmadan ikna edilebilmesi çok zordur. Bu tespit, bilim toplumu özelliği taşıyan her ülke için doğrudur. Konuya göre etkilenme triyajı (acil durumlarda öncelik, ayırma) yapılması her zaman önemli bir konudur ve ikna gerektirmektedir. 

Türkiye’de halkın genelde güven eşiğinin düşük olduğu çeşitli çalışmalarda belirlenmiştir. Güven unsuru oluşturulmuş ülkelerde ikna süreci genelde başarılı olabilirken, diğerlerinde daha çok ceza ile desteklenmiş caydırıcı yaptırımlar gerekebilmektedir. Oysaki verilmek istenen mesajın sürekli tekrarlanması önemli bir taktiktir. Ana noktayı güçlendirmek için sesler veya görüntüler tekrar edilir ve gerekirse hoş olmayan görüntüler birçok kez gösterilebilir. Görsel mesajların izleyicide oldukça etki yarattığı bilinmektedir. Nihai olarak, afetin çeşitli tiplerinde doğru bilgilendirme ve zamanında yönlendirme için her türlü risk olasılığını öngörebilmek ve disiplinlerarası çalışma ile strateji geliştirmek önem taşımaktadır. Siyaset ise,  bilimsel verilerin oluşturduğu bilgiyi takip ederek ancak inandırıcı ve ikna edici olabilecektir. Kişilerin de sorumluluk şuuru ile tehlikeleri bilmeleri ve kendilerine düşen gerekleri yerine getirmeleri, sürdürülebilir sağlıklı toplum yönüyle, önem taşımaktadır.

*Bu konuda yazarın araştırma makalesi için  bkz Risk Toplumunda Afetlerde Erken Uyarı, Mukavemetli Toplum ve Kamu Yönetiminin İkna Kapasitesi(2019)


Üye Ol



Üye Girişi