Zerrin Toprak Karaman

Prof.Dr, Dokuz Eylül Üni. İİBF.

zerrintoprak@gmail.com


28.12.2019
1148
3
Yazı Boyutu:    

İnsan davranış etkinliklerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının, iklimi önemsenmeyecek ölçüde değiştirme etkisi ortaklaşmış bir fikir olmakla birlikte sorumlulukların dağılımı farklı ahlaki ölçülerle ilgilidir. Herkesin birbirini sorumlu tuttuğu ve pek az sorumlunun kendine ait olanı kabul ettiği bilinmektedir. Ahlak yoksunları her halde bozulmayı tetikleyen en büyük sorumluluk sahipleridir. Atalarımız ne güzel söylemiş: “Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz” diye.

İklim değişikliklerinin artan oranda etkisi ve deniz suyunun kaç cm yükseleceği bağlamında önleyici tedbirler içinde ormanların korunması önem taşımaktadır. Oysaki dünyanın ve Türkiye’nin her yerinden orman yangını haberleri gelmektedir. Kış mevsiminde ve üç beş yerde ayni anda çıkan yangınların “anız” yakma ile kuşkusuz izah edilmesi güçtür. Ormanların korunmasının önemli bir konu olduğunu Uluslararası Doğal Kaynakların Muhafazası Birliği (IUCN), Uluslararası Tropikal Orman Ürünleri Organizasyonu (ITTO) gibi uluslar arası örgütlerin varlığında aramak gerekir. Ayrıca uluslar arası ormancılık araştırma enstitüleri ve merkezleri de konu ile doğrudan ilgilenen yapılanmalardır. Uluslararası düzeyde diğer önemli girişim 1993 Montreal Konferansıdır. Bu konferansta ormancılık açısından ileriye yönelik birçok karar alınırken, sürdürülebilir orman yönetiminin kriterleri de tanımlanmıştır.

Sürdürülebilir orman kavramı daha 15. yüzyılda gündeme gelmiş ise de bu konuda idari sorumluluklar yetmemekte, toplum ormana sahip çıkma sorumluluğunun neresinde sorusu gündemde yerini korumaktadır. Yangın konusunda çoğu kere husumet ve yüksek sigortalama ile haksız kazanç sağlama amaçları, yangın çıkartmanın temel nedenleri olarak insanlık tarihinde bilinen yerini almıştır. Günümüzdeki yangınların insan kaynaklı olanları da genelde bu boyuttadır. Özel orman yangınları kadar kamu ve devlet ormanlarının da insan kaynaklı bu vahşetten nasibini aldığı görülmektedir. Tarla açmak, imara açmak vb nedenler kundaklamaların temel nedeni olarak bilinmektedir. Devlete karşı işlenmiş suçlar nedeniyle suçluların, milli serveti yok etmede yangın çıkarmayı bir araç haline getirmeleri de ilkel insana yönelik bir “öç alma” vesilesi olarak güncelliğini korumaktadır. Belirtilen öç alma duygusu, bitki ve hayvan varlığını da kapsamaktadır.  İdari sorumlulukları olan yöneticiler de konunun öznesi olabilmektedir. Örneğin Jair Bolsonaro Brezilya’da Devlet Başkanı olduğundan beri amazon ormanları, insan kaynaklı yangınlarında ortalama %83’lük bir artışla yanmıştır. Yangınların artmasının sebebini ‘’kaynakların yetersizliğine’ bağlayan Bolsonaro, G7 ülkeleri tarafından teklif edilen 20 milyon dolarlık yardımı ülkenin iç güvenliği sebebiyle reddetmiştir. Fakat kısa bir zaman sonra Bolsonaro G7 ülkelerince yapılması planlanan yardım teklifini Fransa Cumhurbaşkanı Macron’ un ‘özür dilemesi’ durumunda kabul edeceğini açıklamıştır(!). Bir başka deyişle, hem tarla açma başta olmak üzere seçim öncesi söz verdiği gibi ülke ormanlarının yanmasına göz yummuş; hem de dünya ülkelerine daha fazla yangına izin vermemesi kararı üzerinden gözdağı vererek, yardım adı altında literatürde yeri olan “çevre kirliliği yapmaktan vazgeçmesi karşılığı rüşvet benzeri ” bir gelir kapısı açmıştır. Bu ve benzeri sorumsuz davranışlar kente karşı işlenen suçlar gibi, dünya toplumuna karşı işlenen küresel suçlar konusunu giderek artan oranda dünya yaptırım gündemine getirecektir. Artık ülkeler bir diğerine, bölge(ülke) yi aşan çok yönlü sorumsuzlukları nedeniyle de baskı yapabilecek bir politik iklim oluşturmaktadır. Yangın örneğinde olduğu gibi.  İklim değişiklikleri nedeniyle ortaya çıkacağı öngörülen iklim göçleri de, aşırı nüfus artışı ya da doğurgan toplulukların kendi ülkeleri dışında sağa sola savrularak gittikleri ülkenin nüfusunu ve hizmetleri zorlamalarını sorgular hale getirmektedir. Bu konular Türkiye kamu oyunda tartışılmayı beklemektedir. Sivil örgütlerin, giderek artan oranda karşımıza gelen yeni yeni sorun alanlarına yönelik kök nedenlere odaklı çalışmaları başlatması ve idareye varlığını hatırlatması ülkesel ve küresel önem ve sorumluluk taşımaktadır.

 


Üye Ol



Üye Girişi