Huriye Kuruoğlu

Prof.Dr., Ege Üniversitesi, İletişim Fakültesi Radyo- TV Bölümü Başkanı

huriye.kuruoglu@ege.edu.tr


04.01.2018
872
Yazı Boyutu:    

Kadın haklarıyla ya da toplumsal cinsiyet çalışmalarıyla ilgilenen kişilerin zaman zaman gözünden kaçan en temel nokta, aslında bir erkeği bir kadının yetiştirdiğidir. Zira erkeğin tutum ve davranışlarının oluşmasında anne önemli rol oynamaktadır. Bundan çok uzun yıllar önce Freud’un da dikkat çektiği meselelerin başında gelen bu ilişki biçimini anlamaya çalışmak pek çok sorunu anlamamıza da yardımcı olacak ipuçları taşır. Gündelik hayatta çevremizde gördüğümüz erkeklerin tutum ve davranışlarını anlamaya çalışırken o erkeklerin anneleriyle olan ilişkilerini ya da bir başka açıdan ifade etmek gerekirse annelerin oğullarıyla olan ilişkilerine de bakmak bu açıdan çok önem taşır.

Erkek evladın yıllardır sadece kadına ait bir görevmiş gibi öğretilen ev işleriyle arasının nasıl olmasından tutun da, karşı cinsle kurması gereken ya da kurabileceği ilişkiye varıncaya dek aslında pek çok anahtar bilgi bu anne-oğul ilişkisinde saklıdır.  Elbette burada göz ardı edemeyeceğimizi bir başka mesele de annenin eşiyle kurduğu ya da kuramadığı iletişim biçiminin otomatik olarak bu ilişkiler zincirinin önemli bir halkası olduğudur.

Gözlemlerimiz bize gösteriyor ki, eşiyle her anlamda sağlıklı ve mutlu ilişkisi olan kadınların oğullarıyla olan ilişkileri de önemli ölçüde sağlıklı olabilmektedir. Ancak her açıdan ve her anlamda eşiyle sağlıklı ve mutlu ilişkileri olmayan kadınların oğullarının çoğu kez talihsiz bir gelecek yaşama olasılığı yüksektir. Anneliğin çok kutsal olduğu, herkesin kabul ettiği şeydir. Ya da bir erkek evlada sahip olmak da pek çok kadın için çok kıymetli bir zenginliktir. Elbette annenin erkek evladını sevmesi, ya da erkek evladın annesini çok sevmesi ve saygı duyması çok doğaldır. Buraya kadar her şey normaldir. Ancak her konuda ve her ilişki biçiminde olduğu gibi bir eşik vardır, ya da eskilerin tabiriyle bir endaze, bir ölçü. Elbette elimizde bunu ölçecek bir terazi bulunmuyor. Ama gündelik hayatta gözlemleyenlerin de fark edebileceği bir durum vardır ki, o da her açıdan ve her anlamda hastalıklı bir ilişki biçiminin söz konusu olduğudur. 

Çok kronik durumlarda erkek evlat asla evlenmez. Bu durum o erkeğin cinsel tercihleriyle de ilgili değildir elbette. Zira evlenmeyerek annesiyle ömür boyu birlikte yaşamayı garantiler. Hem de başka bir kadının araya girmesine izin vermeden. İşin daha da hastalıklı durumu, annenin de bu durumdan hiç rahatsız olmaması, tam tersine erkek evladının kendisinden hiçbir şekilde ayrılmak istemediğinin gururunu yaşar adeta. Hele bir de kadının kocası, erkek evladın da babası hayatta yoksa, durumun daha da kronik bir hal alması kaçınılmazdır. Artık erkek evlat için anne, anne için de erkek evlat hayatın tam da merkezindedir. Her ikisi de her gün durmaksızın birbirlerinin ne kadar şahane insanlar olduğunu söyler ya da bu anlama gelen davranışlarını sergiler dururlar. Artık dış dünya çok da önemli değildir onlar için. Varsa yoksa anne için erkek evlat, erkek evlat içinse anne yaşamlarının tam da merkezinde yer alır. Ne bireysel tercihler, kararlar, ne de bireysel ve  farklı yaşamlar kurmak onların hayatında yer almaz. Kendilerinin kurdukları ve hiç de sağlıklı olmayan bu ilişki biçiminin temel olduğu dünyalarında yaşar giderler. 

O nedenle çevrenizde  şayet böyle bir dünyada yaşayan anne oğul varsa, bırakın onları kendi hallerine. Sizin yapabileceğiniz bir şey yoktur. Sorunun temelinin uzun yıllar öncesine dayanan bu sorun için hiçbir şey yapamazsınız. Size düşen sadece dışardan biri olarak önemli günlerde ve anlarda kısa süreli yanlarında olmaktır, o kadar. 

Sağlık ve sevgiyle kalın.


Üye Ol



Üye Girişi