03.04.2018
2451
Yazı Boyutu:    
Beethoven'in, ‘Ay Işığı Sonatı' dinleyenin ruhunu ay ışığının mistik, gizemli buğulu pırıltısı ile aydınlattığı muhteşem bir bestesidir.

Ay Işığı Sonatını, romantik izlenimci büyük bestecinin, ayın doğuşunu, batışını, muhtemelen büyük bir aşk eşliğinde izleyip bestelediğini sananlar için, bestenin nasıl yazıldığının öyküsünü paylaşmak isterim.


Bir gün Beethoven, bir arkadaşı ile birlikte Viyana sokaklarında dolaşmaktadır. Tam bu sırada bir apartmandan piyano sesi geldiğini duyar ve kafasını kaldırıp bakar. Apartmanın ikinci katındaki cam açıktır ve büyüleyici ses oradan gelmektedir.

Arkadaşına, bestesinin muhteşem bir duygusallıkla çalındığını ve çalanı muhakkak görmesi gerektiğini söyler. İkisi birlikte ikinci kata çıkıp kapıyı çalarlar. Kapıyı açan kadın, Beethoven’i hemen tanır ve şaşkınlık içinde kalır. Beethoven, piyano sesine geldiğini ve muhakkak çalan kişiyi görme istediğini söyler.

Kadın, büyük besteciyi evlerinde görmekten mutlu, hâlâ şaşkın, heyecanla piyanoyu çalanın kızı olduğunu ve tanışmaktan büyük bir mutluluk duyacağını belirterek onları içeri alır.

Beethoven, piyano çalan kızın olduğu odaya girer. Annesi Beethoven’in geldiğini söyler ve kız çok heyecanlanır, hemen ayağa kalkar ama tavırlarında bir gariplik vardır; genç kız kördür. Beethoven bunu fark edince, bestesini bu kadar duygulu çalan genç kıza karşı duyduğu hassasiyetle "Lütfen benden bir şey isteyin" der, maddi bir şey isteyeceklerini düşünerek. Ama genç kızın yanıtı maddiyattan çok uzaktır. Zarif, duygulu, utangaç bir sesle dileğini fısıldar: "Ben hiç ay ışığı görmedim, bana ay ışığını anlatır mısınız?" Kulakları işitmemesine karşın, içinde esen duygu fırtınalarıyla bestelerini yapan Beethoven için bu özel dilek onun ruhunu konuşturmaya yeter. Piyanonun başına geçer ve ay ışığını hiç tanımadan özleyen genç kıza, ay ışığını anlatmak üzere parmakları tuşlarda dolaşmaya başlar.

İşte; o anda bestelenen hepinizin iç çekerek dinlediği meşhur 'Ay Işığı Sonatı öyküsü budur...

Bundan sonra belki daha farklı bir duyguyla dinlersiniz...

Zira içinde sadece Beethoven'in değil, ismi meçhul o kör genç kızın da büyük besteciyle paylaştığı duyguları olduğunu bilmek sizi dinlerken bambaşka yerlere götürecektir...

Ay ışığı sonatı eşliğinde yazıyorum…

Her şey o kadar geriye gitmiş o kadar hırpalanmış öyle paramparça olmuş ki anlatamam. Canım ülkem hangi kin hangi hoyrat öfke seni böyle hırpaladı, kutuplaştırdı, ayrıştırdı diyesim geliyor.Her yer yıkılıp dökülmüş her kurum kurumsal bilincini yitirmişkısacası her şey yeniden onarıma büyük gereksinim duyuyor.

Ay ışığı sonatıardındaki o muhteşem öyküdeki gibi sevgiyle kapıların ziline dokunma cesareti göstermeli. Açılan kapıdan sevgiyle içeri girip, içerden sokağa taşan o tılsımlı sesin sahibini görmeli, tanımaya özen göstermeli, o duyarlı sese kulak vermeli. 

Cesaretle attığımız adımın getirdiklerine sıcacık yaklaşmalı önce sorunu dinlemeli sonra da sorunu çözmek için uğraş vermeli. Destek olmak için sorduğumuz sorunun yanıtı önce bizi şaşırtabilir ama sonra o şaşkınlıkla ölümsüz eserlerle mutlu edeceğimiz insan sayısını sadece ülkemizde değil dünyada da artırabiliriz.

İçtenlikle ‘size nasıl yardımcı olabilirim,’ sorumuza hiç de beklemediğimiz yanıta önce şaşırsak da o isteğe el uzatmak yeniden üretmek yeniden yaşatmak, yeniden aydınlatmak sihirli sözcük sevgiyle dokunmak, destek olmak yeniden onarmak ve isteğin sahibini mutlu etmek. 

Daha güzel bir dünya olasıdır.
Unutmayalım gelecek güzeldir!



Üye Ol



Üye Girişi