Berrin Gürçay Dilekçi

Kazete imtiyaz sahibi, başyazarı

berrind@kazete.com.tr


07.03.2018
1749
12
Yazı Boyutu:    
Birbirimizle konuşurken kazara laf dizilere gelince " Ay hayatım, ben hiç dizi falan izlemem. Aaa yoksa sen izliyor musun? gibi alaycı ve aşağılayıcı tavırlarla hepimiz karşılaşmışızdır.

Peki.. Kim izliyor bu dizileri?

Kitle iletişim araştırma sonuçlarına göre; Türkiye'de halkın yüzde 95'i televizyon izliyor ve günün 4,5 saatini ekran başında geçiriyor. Gençlerin dünyadaki akranlarına  kıyasla yüzde 1.5 daha fazla TV seyrettiği göz önüne alındığında, bu diziler kimin için çekiliyor?

"Dizi çekilmiyor, dizi yetiştiriliyor" diyen Senaryo Yazarı ve Yapımcı Birol Güven'e göre: Asıl rekor seyircide.. 
"Akşam saat 8'den gece saat 01'e kadar dizi seyrediyor. Hız meselesi, yetiştirmeye çalışıyoruz. Her hafta 14 bin kelime yazıyoruz. Dört günde 140 dakikalık dizi çekiyoruz" diye ekliyor

Ülkemizin en büyük ihracat kalemi arasında yer alan dünyada 142 ülkeye gönderilen ve 500 milyonun üstünde izleyicisi olan televizyon dizilerini Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği, farklı bir bakış açısıyla gündeme taşıdı.

47 yıl sonra genel kurul kararıyla ismindeki "Adam" sözcüğünü kaldırıp, "insan" ifadesini koyan TÜSİAD, ülkemizde yaşanan cinsiyet eşitsizliğini ve kadına yönelik şiddeti baz alarak TV dizilerinde, Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin gözetilmesi için yol haritası çıkardı. Dizilerde cinslerarası ayrışmayı pekiştiren yanlışları saptamak için Kadir Has Üniversitesi'ne popüler dizilerle ilgili yaptırdığı  araştırmanın sonuçlarını 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü arefesinde sektör temsilcileriyle ve kamuoyu ile paylaştı.
 
Çok detaylı yapılan araştırmanın bir bölümünde; savaş, şiddet ve erkek odaklı dizilerin ön planda olduğu, hikayelerde ise kadın ve erkeğin farklı evrende yaşıyormuş gibi gösterildiğine dikkat çekiliyordu. Yani bir dizi çekilerken asıl iş o diziye hayat veren senaryosuydu.Eğer senaryoyu yazan, erkek bakış açısına sahipse yapılacak birşey yoktu.
 
YAŞANAN OLAY REYTİNG KAYGISI

Bu konuda "İstanbullu Gelin" dizisinin Yönetmeni Zeynep Günay Tan'ın söyledileri çok önemli..
"Biz iyi işler için destek almalıyız. Yaşanan olay reyting kaygısı!  Bizim başarı endeksimiz içerik değil, reyting. Toplumdaki realite ile örtüşüyor mu?"
Zeynep Günay Tan, proje içinse mantıklı bir yaklaşımda bulunuyor; "Çok büyük şeyler yapmak yerine günlük akış içinde birşeyleri değiştirebiliriz. Birbirimizi eğitmeliyiz. Hemen küçük hareketlerle başlayabiliriz".

HERKES TELEVİZYONLARI TERBİYE ETMEYE ÇALIŞIYOR

"Çocuklar Duymasın" dizisinin Yapımcı ve Senaristi Birol Güven'e tekrar dönersek iyi dizi, kötü dizi ayrımının sadece reytinlere göre yapılmasına tepkili.

"Dünyada tek ölçülen sektör biziz. Ölçümlere ve denetlenmeye göre dizi yapmak zorundayız. Anlatacak bir hikayeniz olmalı. Bu coğrafyadan çıkan hikayeler bunlar. İyinin filmi olmuyor, kötünün filmi oluyor. Herkes televizyonları  terbiye etmeye çalışıyor."
Birol Güven son noktayı da şöyle koyuyor:"Bence ilk yapmamız gereken şey 'dilimizi değiştirmeliyiz'. Her türlü farkındalığı yaratmaya hazırız. Senaristlere de Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konusunda eğitim verilmeli."

EŞİTLİK ZİHİNDE VE DİLDE BAŞLAR

Dizi sektörü çok geniş ve karmaşık bir alan ama sonuçta her gece evimizdeler! Söylemleriyle, davranışlarıyla toplumu ve özellikle çocukları eğitiyor ve etkiliyorlar. Rol model oluyorlar. Biz izlesek de izlemesek de, sevsek de sevmesek de diziler hayatımızın bir parçası.
 8 Mart'ı yaşarken daha güzel ve aydınlık günler için, TÜSİAD Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu Başkanı Oya Ünlü Kızıl'ın sözlerine kulak verelim: 

“ Kadınla erkeğin dünyasını bu kadar ayrıştırmaya gerek yok. Hayata, işe ve eve dair sorumlulukları dengeli paylaşmak çok kıymetli. Bunu daha iyi gösterebilirsek dizilerimizde çocuklarımıza iyi bir mesaj olacak. Şiddeti sıradanlaştırmamak mühim. Bunun yanı sıra eşitlik zihinde ve dilde başlar. Dilin kullanılmasına dikkat.”      

Üye Ol



Üye Girişi