Berrin Gürçay Dilekçi

Kazete imtiyaz sahibi, başyazarı

berrind@kazete.com.tr


27.10.2017
605
17
Yazı Boyutu:    

Bundan tam 20 yıl önceydi, Ekim 1997

KAZETE’nin ilk sayısının manşeti neydi biliyor musunuz:  “Haydi Cumhuriyet Zincirine”

Şimdi, Ekim 2017. KAZETE’nin son sayısının manşeti ise: “Cumhuriyet’i Unutturmayacağız”

94 yıl önce kurulan Cumhuriyetimiz için;  20 yıl önce çalan, tehlike çanları karşısında Cumhuriyet  Zinciri oluşturma ihtiyacı duyup, bugün hala aynı noktadan daha geriye gitmişsek burada hatayı tamamen kendimizde aramamız  gerekir!

Ben kendi adıma oturup düşündüm: Yaşadıklarımızdan, mücadelemizden, yazdıklarımızdan,  siyasi duruşumuzdan, hayallerimizden..  Nerede hata yaptık, neden başarısız olduk,  diye.

Cumhuriyetin kuruluşundan beri bunu hazmedemeyenlerin ve özellikle sağ partilerin dini alet ederek yaptığı çıkışlar ve politikalar bu tehlikeyi bize sürekli olarak hissettiriyordu. Ancak toplumumuz Cumhuriyet rejimine sırtını dayamış, “bize bir şey olmaz” aymazlığı içinde yaşamına devam ediyordu.

2002’de AKP iktidara geldi. İktidarın ilk yıllarında AKP, ne kadar yumuşak iniş yapsa da aslında hedefi ve varacağı nokta belliydi. Bu yapının siyasi mimarları “ Recep Tayyip Erdoğan, Fethullah Gülen ve Abdullah Gül” idi.  Türkiye, içinden zor çıkacağı yeni bir yola girmişti. Bu yolda yürürken “yetmez ama evet” çilerin çıkışlarıyla zemin kayganlaşmış, halk ‘acaba’ lara yönlendirilmişti.

Sonuç olarak ;  ABD’nin desteğiyle “Ilımlı İslam Cumhuriyeti” kurmak üzere iktidara gelen AKP,  yavaş yavaş ‘ılımlı’ sözcüğünden vazgeçerek “İslam Cumhuriyeti”ni kurmak için kolları sıvamıştı. 

Peki, biz ne yaptık?  Biz derken; Cumhuriyet rejimini, laikliği, demokrasiyi, İnsan haklarını, emeği, kadın haklarını, çocuk haklarını, hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsızlığını, özgürlükleri savunan ve yüzde elli oya sahip olan halk ve üyesi oldukları siyasi partiler. 

Neler mi yaptık, şöyle bir göz atalım:

-Tehlikeyi gördük ama görmezden geldik. Bir gün olur bu iktidar da kendi kendine gider, dedik.

-Yasaklı olan Recep Tayyip Erdoğan’ı Başbakan yaptık sonra da Cumhurbaşkanı. Ama diplomasını hala ortaya çıkaramadık.

-Her seçimin sahte oylarla alındığını bildiğimiz halde “Seçsis” sistemine karşı hakkımızı savunamadık. Bile bile yenilgiyi kabul ettik.

-Recep Tayyip Erdoğan’a karşı zaman zaman FETÖ’yü kullandık. Ancak onların aynı hedef altında birleştiklerini unuttuk!

-Bu süreçte ABD’nin çok oyununa geldik. Örneğin; Bahçeli ve Gül’ün onayıyla Ekmeleddin İhsanoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdik ve oylattık.(Siyasetin kırılma noktası burasıdır)

-Demokrasiyi, insan haklarını, özgürlükleri, emeği savunan kitlelerin üyesi oldukları siyasi partiler  ve örgütler kendi siyasi geleceklerini düşündükleri için  ortak paydayı belirleyemedik.

-Son referandumda kazandığımızı bildiğimiz halde usulsüzlük yapan YSK’nın önünde toplanarak hakkımızı alıncaya dek direnemedik.

-Kadınlar hak ve özgürlüklerini almak için 20 yıldan beri çok emek harcadılar ve birçok haklarını yasalaştırdılar. Ancak kadınlar aldıkları bu hakların önemli bölümünü kaybetme korkusuyla karşı karşıyalar. Şiddet aldı başını gidiyor; dayak, taciz, tecavüz, ensest ve ölüm..Kadınların bu çaresizliği karşısında tüm kadınlar ve erkekler birlik olup “Bu sadece kadının sorunu değil toplumun sorunu” diyerek  hep birlikte karşı koyamadık.

-Savaşın yanı sıra üzerimize düşen son bomba “Müftülere nikah kıyma” yetkisinin tanınması… Bu yasayla kazanılmış bütün haklar elimizden alınıyor. Buna basit bir nikah olayı gibi bakmak yerine kadın ve erkeğiyle tüm toplumun düşünce ve algılarını değiştirerek, yaratacağı yeni ahlak düzenine evrilme olarak düşünmeliyiz. Bir yandan toplumu ikiye bölerken diğer yandan küçük yaştaki kız ve erkek çocuklarının erken evlenmesiyle ortaya çıkacak olumsuzlukların, tüm topluma büyük acılar yaşatacağını bilmemize rağmen çocuklarımızın geleceği için bile anne-babalar olarak karşı çıkamadık.

Biz kadınlar ise her türlü zorluğa karşın; kadın, çocuk ve dezavantajlı grupların sorunlarının kamuoyunda görünür olması ve çözüme kavuşması amacıyla kadın hak ve özgürlüklerini, cinsiyet  eşitliğini, kadına yönelik şiddete karşı mücadeleyi  kadının insan hakları perspektifinden savunan laik, çağdaş ve demokrat çizgisinden asla ödün vermeden yayın hayatını sürdüren KAZETE’nin yaşaması için mücadele ettik.

Artık bizden buraya kadar!  

KAZETE- Bağımsız Kadın Gazetesi olarak, Cumhuriyetin ilanından bu yana kadınların kazandığı hakların  geri alınmasını içimize sindiremediğimiz için 20 yıldır hiç ara vermeden süren basılı yayın hayatımıza son veriyoruz.

Yurt içi ve yurt dışında buluştuğumuz tüm kadınlara ve emeği geçen tüm dostlara selam olsun.

kazete.com.tr’deki birlikteliğimizin sürmesi dileğiyle.


Üye Ol



Üye Girişi