Songül Sallan Gül

Süleyman Demirel Üniversitesi, Prof.Dr. Sosyal bilimci

songulsallangul@yahoo.com


21.11.2019
1105
8
Yazı Boyutu:    

Bu ifade bir kadın katiline ait. Türkiye’de kadınları erkeklerin istediği her şeye ikna olma ve razı göstermeleri için cinayetleri bile meşru gören anlayışın geldiği son nokta.

19 yaşındaki genç bir delikanlının bu ülkede erkekliği nasıl öğrendiğinin bir göstergesi. Daha hayatın başında bir insan olmak yerine “erkek” olmayı seçişinin, bir katile dönüşmesinin, erkeklik infialinin öyküsü. 18 Kasım’da Isparta’da bir kadın cinayeti daha işlendi. Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (ISUBÜ) Fotoğrafçılık Bölümü 1. Sınıf öğrencisi olan Güleda Cankel, henüz 19 yaşında gencecik bir kızdı, öldürüldü. Sevgili Güleda Cankel “flört şiddeti” sonucu öldürüldü. Muğla’dan Isparta’ya gelen eski erkek arkadaşı tarafından,“artık ilişkisine devam etmek istemediğini” söylediği için öldürüldü. Öyle ya erkek adam reddedilmez, erkek adama “hayır”denmez. O istediği sürece sevgisine karşılık verilmelidir.Verilmezse vermeyenin yaşam hakkını elinden alabilir, öldürebilir ve öldürülüyor da işte. Onun olmayanın toprak olacağı erkeklik anlayışıyla, bunu sosyal medya üzerinden de âleme ilan etti.

Kendisi de 19 yaşında olan katil zanlısı, sosyal medya hesabındabir başkasının yaşam hakkını gasp ederek,nasıl erkekliğini yerine getirdiğinide şöyle ilan etti;“…canınızın istediği zaman ölmeyeceksiniz... 18/11/2019 saat 13:47 bitti”. Öldürerek son noktayı koyduğunu duyurdu. “Biz erkeklerin size biçtiği ömür kadar yaşayacaksınız” anlayışıyla bir kadının hayatına son verdi. Kendini Tanrılaşan, yaşam hakkına müdahale eden bu erkeklik vegüç anlayışı, 19 yaşındaki bir kadının yaşam hakkını elinden aldı.
 
Aslında bu ülkede artan kadın cinayetleri karşısında kadınlar uzun süredir ayakta ve “ölmek istemiyoruz” diye haykırıyorlar. Münevver Karabulut, Özgecan Aslan, Şule Çet, Ceren Damar, Emine Bulut ve daha nicelerinin adına olan bu haykırışa kulaklar kapatıldıkça daha fazla kadın öldürülüyor. Oysa Güleda ve diğerleri yaşa(tıla)ya bilirdi. Ölüme adım adım götüren 17 saatlik süreci Güleda, arkadaşları, komşuları, polis, sağlık personelive bizler doğru yönetebilseydik, dışardan gözlemek, seyirci kalmak yerine doğru ve zamanında müdahale edilebilseydik, Güleda ve diğerleri yaşıyor olabilirdi…

Öncelikle sevgili kadınlar ve erkekler,şiddet ve erkek şiddeti karşısında artık susmayın, seyirci kalmayın. Kız çocuklarınızı ve kadınları artık susturmayın. Yaşamlarının her alanında şiddete maruz kalan kadınların sesini bastırmak yerine, o sese kulak verin ve o sese ortak olun. Susturduğunuz, sustuğunuz her an sizi ya da sevdiğiniz birini ölüme götürüyor, görün artık bunu.Bu nedenle 6284 Sayılı Kanun var.Tam adı;“Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun.” Ona sahip çıkın. Hani şu siyasal İslamcıların saldırıp durdukları ve aileyi dağıtıyor diye karşı çıktıkları. Diğer birçok erkeğin de onların günahlarına ortak oldukları, işbirlikçilik yaptıkları, kadın cinayetlerine sessizce kenardan baktıkları kanun. Oysa bu kanunhayat kurtarıyor.Öğrenmeli, savunmalı ve sahip çıkmalı herkes, kadını erkeği, sınıfı ve ideolojisi ne olursa olsun. Eğer diğerkamlık yapsaydık, mesele kadınların meseleleri demeseydik ve kanunları adaletli uygulasaydık, bugün Güleda yaşıyor olabilirdi. 

17 saat süren bir dizi gelişme, ölümü adım adım getirdi Güleda’ya. Katil, 17 Kasım’da Güledayı ziyarete gelip, yaşadığı yerde, kaldığı apartta darp edip, yaralayarak, hastaneye götürmüş bir gün önce. Arkadaşları şiddete uğradıklarını bildikleri halde katiliyle yalnız kalmasına göz yummuşlar, özel hayata karışmama adına! Eğer Güleda yalnız bırakılmasaydı, kendisinin başedebileceğini düşünüp şikayetçi olsaydı, muhtemelen yaşıyor olacaktı. Oysa belli ki o uzun zamandır flört şiddetine maruz kalıyordu ve sevginin bu hastalıklı, şiddet içeren halini kanıksamıştı. Flört şiddetinin meşrulaştırılmış halini sevgi olarak görüyordu o da. Keşke Güleda, ölümünden 4 gün önce Twitter paylaşımında “Sever mi her kalp katilini" ve son paylaşımında da, “Kapatın şehrin ışıklarını, günahı düşümde kalsın” demeseydi. Annesi ve arkadaşları aradığında sesiz kalmasaydı.

Şiddet kendi kendine başedilecek, yalnız mücadele edilecek bir durum değil. Keşke ona bir genç kız olarak, şiddetin ve kıskançlığın sevgi olmadığı öğretilseydi bu ülkede. Keşke 6284 Sayılı yasa tam uygulansaydı. Öldürülmesinden 17 saatönce hastaneye katili tarafından götürüldüğünde ve ardından karakola gittiklerinde, polis olaya tam müdahale edebilseydi. Çünkü yasa kapsamında kadının şikayetçi olmasına gerek yok. Ortada bariz bir şiddet durumu var, komşuların karakola şikayeti var.

Oysa yasa şiddet risklerini de kapsıyor ve polise, sağlık personeline ve komşulara müdahale hakkı veriyor. Ne için, can güvenliğini sağlamak için. Keşke bunu bilseydi Güleda’ya da yasanın hükmünü gereğince yerine getirseydi arkadaşları, komşuları, mahalleli, polis, sağlık görevlileri…

Unutmayalım ki, 6284 sayılı yasa can kurtarıyor, yaşatıyor. Keşke dememek için, her kulvardan kadınıyla erkeğiyle 6284’e sahip çıkalım, bilelim, uygulayalım, uygulatalım ve insanı yaşatalım.



Üye Ol



Üye Girişi