Berrin Gürçay Dilekçi

Kazete İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı

berrind@kazete.com.tr


31.03.2020
2316
17
Yazı Boyutu:    

Kafalar karmakarışık!

Nasıl olmasın ki; her gece siyaset konuşan erkekleri yayına alan TV kanallarımız nihayet kadın erkek farkı gözetmeden çeşitli branşlardaki tıp uzmanlarını yayına çıkartarak CORONA nın her aşamasını öğrettiler bize. İyi de oldu. Milletçe sağlık ve hijyen konusundaki bilgi ve duyarlılığımız arttı.

Neler söylemediler ki, hepsi birbirinden değerli tıp profesörlerimiz:

- Hasta ile yakın temasta olan tüm sağlıkçılara bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için yüksek dozda C vitamini yüklemesi mutlaka yapılmalı, dediler...

-Asıl konu; hastalığı yaymamak. Koordinasyon ve yönetim sorunu var. Virüse karşı A,B,C.. planı yok ama savaşa var, dediler...

- Tüm Halk Sağlığı Uzmanlarını göreve çağırın. Sürreans koordinasyon ağını kurun. Her ilin valileri sivillerden oluşan bu toplum sağlığı uzmanlarını harekete geçirin ve acil kriz yönetim masaları oluşturun, dediler...

-Türkiye test yapma potansiyelini kullanmıyor. PCR makinaları her özel laburatuvarda var ve bir makina 2 vardiyada binlerce test yapabilir. PCR kiti ihraç edileceğine tüm laboratuvarlar harekete geçirilebilirdi. Bir testin maliyeti de 250 TL yi geçmezdi, diye seslendiler...

-Klinik bulgu olsun olmasın test yapılmalı ama tanı kiti sorunu var. Çünkü semptomlar herkeste aynı seyretmez, dediler...

- Vaka artış hızı çok süratli. Test yapıp pozitifleri bulmak hasta takip sistemiyle olur. Burada iş siyasetçilerden çok sivil örgütler ve toplum bilimcilere düşüyor yoksa sosyal patlamayı kontrol edemezsiniz, diye uyardılar...

-Koruyucu hekimlik sisteminin yeniden hayata geçmesi gerektiğini belirttiler...

...

Bu önerilerin dikkate alınmamasına karşın, #EvdeKal çağrısına uyan ve evde daha ne kadar kalacağını bilemeyen vatandaşımız geçim kaygısı yaşamaya başladı. Salgınla birlikte derinleşen ekonomik krizin yükü özellikle çalışanların, emeklilerin ve de işsizlerin sırtına yüklendi. Vatandaşın öncelikleri neler, ne istiyor, diye baktığımızda şunları görüyoruz:

-İşten çıkarmaların yasaklanması,

-İşsizlik fonunun sendika ve meslek odaları gözetiminde işsizler ve işçi sağlığı için harcanması,

-Teşhis ve tedavi için sağlık hizmetlerinin kamulaştırılması,

-Risk grubuna girenler ve emekliler için en düşük ücretin asgari geçim ücreti olmasını ve tüm sağlik, gıda ve bakım ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanması,

-Elektrik, su, doğalgaz faturalarının salgın sürecinde alınmamasını ve zorunlu ihtiyaçlardan verginin kaldırılması...

Hükümetin acil olmayan harcamaları durdurarak, bu yükün altında ezilen vatandaşına evde kalacağı süre için bütçe oluşturması gerekirken; vatandaşın da "Suriyelilere 40 Milyar dolar harcayan büyüklerimiz herhalde bize de bunun yarısı kadar harcar "diye umut ederken; Cumhurbaşkanı  Erdoğan CHP’li büyükşehir belediyelerinin bağış kampanyası örgütlemelerinin ardından aniden ”Milli Dayanışma Bağış Kampanyası” başlattı. Kamu bankalarına yatırılacak bağışlarla ilgili İBAN hesaplarını televizyonlardan ilan etti.

Bunu duyan bir vatandaşımızın attığı twett çok anlamlıydı: "Hükümetimiz bize hiçbir ülkenin vatandaşına veremediği bir şeyi verdi; İBAN NUMARASI."

 


Üye Ol



Üye Girişi