Berrin Gürçay Dilekçi

Kazete İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı

berrind@kazete.com.tr


04.06.2014 - 23:32
1131
Yazı Boyutu:    
 
 
1 Mayıs kutlamalarına engel; Taksim'in yasaklanması,
 
Soma maden ocağı faciası; 301 ölü,
 
Çocuklarının dağa kaçırılmasıyla başlayan anaların feryadı,
 
Çocuk tecavüz ve ölümleri,
 
Gezi olaylarının yıldönümünde polis şiddeti, tazyikli su ve gaz işkencesi,
 
Kadınlara karşı işlenen cinayetlerde artış,
 
Torba yasasının yarattığı hayal kırıklığı,
 
Yeniden değişen sınav sistemi,
 
1 Haziran'da itirazlı yerlerde yerel seçim,
 
Cumhurbaşkanlığı seçimindeki düğüm ve çatı aday arayışları,
…………..
 
Son bir aylık Türkiye'nin gündemi.. Gelişmekte olan bir ülke için biraz yoğun bir gündem değil mi?
 
Hangisine ağlayalım?…
 
Hangi birine çözüm arayalım?…
 
Herkesin kafası allak bullak.. Bu kadar kargaşadan doğru bir karar çıkar mı?
 
Oysa önümüzdeki iki ay, ülkemizde yaşanan bütün bu sıkıntıların çözümü için alınacak kararın yaşandığı bir süreç olacak. Bu süreci daha sakin, akılcı, korkulardan uzak, çözüm odaklı ve kararlı geçirmeliyiz.
 
Bunun için de AKP’nin, muhtemelen de Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına Türkiye’yi ileri taşıyabilecek, çağdaş dünya ile kucaklaşmış, bilgili, donanımlı, her şeyden önemlisi sinirlerine hakim bir Cumhurbaşkanı adayının daha fazla zaman yitirilmeden belirlenmesi gerekiyor. Bir gün bile kayıp, bana göre..
 
Bu iş başta ana muhalefet partisi CHP’ye düşüyor. Her kesimden örgütlerin ziyaret edilip taleplerin toplanması ve tek aday üzerinde uzlaşılması mümkün görünmüyor. Çünkü herkesin gönlünde farklı bir aslan yatmaktadır. Ve bu da gayet doğaldır. CHP’ye düşen; kendi gönlündeki aslanı bulup çıkarmaktır. Cumhuriyetin ve Demokrasinin temel ilkelerini özümsemiş ve bu ilkeleri kendi kültürel değerleriyle harmanlamış bir aday üzerinde uzlaşmak, daha tutarlı ve onurlu bir yaklaşım olacaktır.
 
Yoksa kararsızlıkla geçen her gün, AKP’nin adayı Tayyip Erdoğan’ı güçlendirmekte, beyinlere kazımakta ve algı yönetimiyle Erdoğan’ı rakipsiz kılmaktadır.
 
Buradaki püf noktası şudur: Adayın illa sağ tandanslı veya dindar olması değil (bu bir kesimde takıntı yarattı!), bu adayın Başbakan Erdoğan karşısında nasıl mücadele edeceği; daha doğrusu iki ay boyunca şehir şehir gezerek, halka gerçekleri bütün çıplaklığıyla anlatabilen özellikle de ikna edebilen ve güven veren biri olmasıdır.
 
Bu adayın ne köklü bir siyasetçinin adını taşıması, ne Türkiye’yi düzlüğe çıkaran ekonomist olması, ne de ahbap çavuş ilişkileriyle sıralanan isimlerden olması dahi düşünülemez!
 
Algı yönetimini iyi kullanan ve güven duyulan isim Cumhurbaşkanı olacaktır.
 
 
 
 

Üye Ol



Üye Girişi