Zerrin Toprak Karaman

Prof.Dr, Dokuz Eylül Üni. İİBF.

zerrintoprak@gmail.com


30.11.2019
156
3
Yazı Boyutu:    

Yada Siyaset , Yönetime Karşı 


Buzul Çağından kalma 12 bin yıllık göl, kötü bir yenileme geçirmek zorunda kaldı (2019, Kasım, Gümüşhane) . Nedeni ise; define arama “izni” verilmesi. Aramaya izin vermeyi gerektiren bilimsel göstergeler nelerdi? Zaman içinde dikkate alınmadığını  “idare” de fark etti. “Hiçbir şey bulunamadı” toplumsal üzüntünün anahtar sözcüğü olmamalı. 


Eğer define bulunsaydı,  altın madeni olmadığı koşullarda, esasen bir gelir değil ancak bilim adamlarının hoşuna gidebilecek bir sonuç doğacaktı. Ancak “siyaset” ve “ekonomi” önceliği bir şekilde başı çekmiş olmalı ki, nihai tahlilde “evdeki bulgurdan” olduk. Kültür ve Turizm Bakanımız, olay mahallinde üzüldüğü her halinden belli olacak bir konuşmayla “bundan böyle define aramak için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu istenecek ve prosedür zorlaştırılacak” dedi. Nitekim ÇED gerekliliği doğrultusunda bir düzenleme yapılarak (28 Kasım 2019 tarihli RG) Resmi Gazetede yayınlandı ve ÇED Yönetmeliğine eklendi. İdare istediğinde hızlı davranabilmektedir. Aslında, öncelikle kabul edilebilirlik için projenin bilimsel olarak ön sorgulaması Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD) gerektirmektedir. Türkiye’de daha ziyade yatırım ve ÇED ilişkisi içinde bilimsel analizler yapılmakta ve bazen ÇED atlatılabilmekte ve çoğu kere kriz ile karşılaşılmaktadır. 


Arkeolojik kazılar örneğinden yola çıkarsak,  hangi disiplinlerle birlikte çalışılması gerekmektedir? Çoğumuzun aklına önce arkeoloji gelir, ancak mitoloji, coğrafya nadiren hatırlanır ve jeoloji(fen bilimleri) hiç gelmez. Oysaki önünde resim çektirdiğimiz bu eserler mühendislik şaheseridir. Bazı kültür varlıkları su altında olduğundan deniz bilimleri de devreye girebilir. Yani çok basit bir yaklaşımla birkaç disiplinin birlikte çalışması gerekir. Hatta tarihi eserlerin kaçırılması ile birlikte düşünüldüğünde sosyoloji ve psikoloji. Türkiye Cumhuriyeti yeniden yapılanma sürecinde danışma, işbirliği mekanizmalarının işletileceği bir örgütlenmeyi önemsemiştir. Dokuz birbiriyle ilgili “Cumhurbaşkanlığı Politika Kurulları”(CK1,md.20). Bu model üzerinden düşünüldüğünde bile,  buzul gölü örneğinde, (kültür ve sanat); (yerel yönetim), (ekonomi) , (hukuk) , (bilim, teknoloji ve yenilik) , (güvenlik ) , (sosyal politikalar) doğrudan ve dolaylı bütün ilgi gruplarını kapsayan önemli bir konunun geçiştirildiğini görmekteyiz.


Oysaki yönetim bir bilim dalı olup, işletmelileştirilmemelidir. Toplum ve kamu çıkarı açısından hareket ederek daha yaygın bir fayda sağlamak için; siyasetin , “bir bilim olarak” kamu yönetimini izlemesi yerinde olacaktır.


Yönetime/bürokrasiye/personel, “siyasetin” takibi ve siyasi kararların uygulatılmasının çok yönlü sorunlara yol açabileceği anlaşılmıştır. Yürütme erkini kontrol eden, politika tasarımcıları, bilimsel çalışmaların önemini en azından bu vesile ile hatırlamış ve geç de olsa idari olarak sürdürülebilir rasyonel bir adım atmıştır. 



Üye Ol



Üye Girişi