Berrin Gürçay Dilekçi

Kazete İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı

berrind@kazete.com.tr


25.10.2020
524
9
Yazı Boyutu:    

Dünya genelinde her yıl 40 milyon çocuğun fiziksel, cinsel, duygusal ve ekonomik olmak üzere farklı türde birçok istismara maruz kaldıkları tahmin edilirken, ABD, İngiltere, Almanya, Rusya ve Hindistan gibi ülkelerde ciddi sayıda vakanın yaşanması dikkat çekiyor. Son yıllarda bu ülkelere Türkiye de eklendi.

Çocuk istismarının Türkiye'nin de içinde yer aldığı kimi ülkelerde örtbas edilmesi, objektif çalışmaların yapılmasını engellediği gibi alınan önlemlere karşın her geçen gün istismar oranlarında artış devam ediyor.

Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'nin çocuk istismarı konusundaki karnesi oldukça kötü. Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezlerinin yayımladığı rapora göre, her 4 çocuktan 1'inin hayatlarının bir döneminde istismar ve ihmal ile yüzleştiği yer aldı.

ABD'de istismara uğrayan mağdurların yüzde 48'inin erkek, yüzde 52'sinin kadın olduğuna işaret edilirken, her 10 saniyede bir çocuğun istismarla karşı karşıya kaldığı veya tecavüze uğradığının altı çizildi.

Avrupa Konseyine göre, Avrupa'da 5 çocuktan yaklaşık 1'i cinsel şiddetin bir türüne maruz kalıyor. Cinsel istismar, çocuk pornografisi, çocuk fuhuşu, internet üzerinden taciz veya cinsel taciz bu kapsamda değerlendiriliyor.

Türkiye'ye gelince Adalet Bakanlığı'nın yayımladığı 2019 yılına ait adli istatistiklere göre geçen yıl "cinsel dokunulmazlığa karşı suç" kapsamında 49 bin 57 dava açıldı. Bunların 22 bin 689'u, yani yarıya yakını çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarıydı.

Bir başka deyişle, çocuğun cinsel istismarı davalarında 7 yılda yaklaşık yüzde 29 oranında artış var. Bu artış, sadece açılan dava sayısındaki artış oranını veriyor. Nüfusa dayalı artış oranı ya da adli makamlara bildirilen tüm vakaları kapsamıyor.

Açılan davalarda da mahkumiyet kararı yüzde 60'la en fazla Ege Bölgesi'nde, yüzde 47'yle en düşük Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde verildi. En fazla beraat kararı verilen bölge de yüzde 27,2 ile Doğu Anadolu Bölgesi oldu.

Peki çocuklara yönelik cinsel istismar suçları  ancak dava açılınca mı kayıt altına alınacak? Ülkemizde hiçbir resmi kaydı olmayan aile içi cinsel taciz ve tecavüzle (ensest) mücadele için ilgili Bakanlıklar hangi önlemleri alıyor?

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı "hem istismarı engellemek, hem farkındalık geliştirmek, hem de çocukları rehabilite etmek için çok şey yapıldığını" iddia ediyor. Ama sonuç; tarikat yurtlarından tutun da sokakta, evde, okulda çocuklar, kız erkek demeden cinsel tacize, istismara, cinsel saldırılara uğramaktan bir türlü kurtarılamıyor. Birçok aile bu tip vakalarda inkar yoluna gitmekte ısrarlı yaklaşımlarını sürdürüyor.

Milli Eğitim Bakanlığı "Çocuk ihmal ve istismarını önleme ve çocuk haklarına dönük doğrudan ve dolaylı şekilde ünite/tema/konu/kazanımların eğitim/öğretim programlarına eklenerek ders kitaplarında yer almasına yönelik çalışmalar yürütülmektedir" dese de  çalışmaların içerik ya da zamanına dair henüz hiçbir belirti yok.

Aslında çocukların cinsel istismardan korunmasıyla ilgili hükümetlerin elinde bir rehber var:

25 Ekim 2007 tarihinde imzalanan Avrupa Konseyi'nin Lanzarote Sözleşmesi.. İsmini İspanya’nın Lanzarote Adası’nda yapılan toplantıdan alan Lanzarote Sözleşmesi, 1 Temmuz 2010’da yürürlüğe girdi. Sözleşmenin Türkiye’de yürürlüğe girdiği tarih ise 10 Eylül 2011. Lanzarote Sözleşmesi ile ilk kez bir uluslararası anlaşma, cinsel istismar suçunu tanımladı ve cinsel istismarı suç saydı.

Sözleşmenin, cinsel sömürü ve cinsel istismar oluşturan davranışları tanımlayan Madde 18-23 sayesinde, çocukları cinsel istismar ve sömürüden korumak amacıyla dünyadaki en yüksek yasal standartlar açık ve anlaşılır bir şekilde tanımlandı. Çocuk istismarı ve ihmalinin pek çok türü ve biçimi olduğu; çocukluk çağında maruz kalınan cinsel istismar ve suistimalin ömür boyu sürebilecek büyük bedeller ödeten ağır bir istismar olduğu açık bir dille ortaya konuldu.

İşte çocukların geleceğini güvence altına alan ve Türkiye’nin de altında imzası bulunan Lanzarote Sözleşmesi 25 Ekim'de 13’ncü yılına bu saldırılar altında girdi. Çocuk istismarcılarına af getirilmesi ve zorla çocuk evlendirmelerinin yasallaştırılması hala gündemde. Ensest hala ülkemizin kanayan yarası.. Aile, akrabalar arasında yaşanan çocuk tecavüzleri utanç duvarını bir türlü aşamıyor. Ensestin faillerinin kimi zaman amca, kimi zaman abi, kimi zamanda babaları olduğu halde, "kol kırılır yen içinde kalır" düşüncesiyle yargı karşısına çıkarılamıyor...

Son yıllarda kadınların ve çocukların yasalarla güvence altına alınan hakları yoğun saldırı altında. Aslında baktığınızda Hükümetin elinde çok değerli iki uluslararası sözleşme var: İstanbul Sözleşmesi ve Lanzarote Sözleşmesi.

İki sözleşmenin de altına imza atan Türkiye; kadına ve çocuğa yaşatılan şiddet ve cinsel istismar suçlarına karşı hala çekinceli davranması tam bir akıl tutulması değil de nedir?

 

 

 

 

 

 

 


Üye Ol



Üye Girişi