06.03.2020
905
3
Yazı Boyutu:    
“İki kelime şer ve matem
Ardım sıra gelir diğeri
Hangisine sırtımı dönsem”

Bir yıl geçti…

Geçen yılın ardından kalan en üzücü olay kadına yönelik şiddet eylemleri ve şiddetten ölümler…

Emine Bulut’un 10 yaşındaki kızının "Anne lütfen ölme," çığlığını kim unutabilir?

Daha dün Ceren Damar’ın babasının sözleri ok gibi yüreğimize saplandı: “Bu mu tecellisini beklediğiniz adalet? Bu mu benim kızımın hayatının karşılığı?"

Öyle çok ölüm, öyle çok ateş düşen ocak, öyle çok çığlık var ki dayanılmaz.

Kadına şiddet olayları gençlerin evlilikten uzaklaşma nedenleri arasında sayılıyor. 

Yeni yılın Mart ayında yine “8 Mart Dünya Kadınlar Günü ”nü kutlamak yerine sorunlarımızı konuşacağız. Hep söyleriz gün varsa sorun var. Sorun varsa çözümü de var. Söz konusu kadın olunca sorunlar dağlar gibi önümüze yığılıyor. Bu topraklarda hiç gönül dolusu şarkılar söyleyip, danslar ederek, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü ”nü kutlayamadık. 
Yılmadan mücadele etmeyi sürdürmeliyiz.

Bir ressamın sosyal medya paylaşımındaki tablosunu beğenince içimden yorum yapmak geldi ve tablonun altına “Bu kadar güzel kadının önüne barikatlar kurulur mu, diye not düştüm. Gecikmeyen yanıtı düşündürdü. “ Barikatlar yıkılmak içindir.”

Kadın mücadelesi yaşam mücadelesi değil mi? Barikatları yıkmaktan, önümüze kurulan barikatları kaldırmaktan asla vazgeçmemeliyiz.
Geride bıraktığımız yılda beş yüze yakın kadın, sevdiği, eşi, aile içindeki yakını olan erkekler tarafından öldürüldü. Kanımca buna kadına yönelik şiddet yerine kadın terörü demek daha doğru gibi geliyor. Bu kadın ölümleri ne yazık ki politiktir. Yoksulluk, güvencesizlik, işsizlik şiddeti ölüm boyutuna kadar vardırıyor. Buna öyle çok inanıyorum ki başka türlü yanıtı yok. Erkeklerin bir de erkek avukatların savunmadaki sözleri, iftiraları, ithamları izleyen kadınları ve ölen kadını yeniden öldürüyor…

Hintli oyuncu Aamir Khan diyor ki: “Birçok erkek hayatındaki insana şiddet uygulamadığı için iyi biri olduğunu düşünür, ama acı için şiddete gerek yoktur. Aldatmak acıtır, hakaret acıtır, sessizlik acıtır, yalanlar acıtır. İyi bir insan gibi davranan zalim bir erkekten daha tehlikeli bir şey yoktur.”

Çatışmacı dilin yaratısı ötekileştirme, kutuplaştırma, başka dünya görüşlerine körlük, linç kültürü, bildik mobbing uygulamaları, sözlü tokatlar yaşamın her alanında kendini acımasızca gösteriyor.

Bir konferans bitimi yanıma geldi, ozan Rabia Zorlu’yum diye elime bir not tutuşturdu. Dönüş yolunda okumaya başladım:

“Anadolu’dan gelen insanlarımız villadan, konaktan, saraydan değil/Çalışır çırpınır döker terini,/ Halini anlamak kolay değil./ Okur olsam kitaplara bakardım/ Mektepleri asla göstermediler/ Engel olur cehaleti yıkardım/ Mektep, medrese göstermediler. /Ablamın kimliğini bana verdiler/ Uğur getirmedi gerçek gördüler/ Sevdiğine mektup yazar dediler/ Mektep medrese göstermediler,” kâğıdın altına kadın konuşmacılara gönülden teşekkür etmeyi de unutmuyor. Anadolu kadının eğitim sorununu ne de güzel dillendiriyor.

Ülke olarak en büyük sorunumuz milyonlarca insanın okuryazar olmamasıdır. Eğitimsiz kadın, işsiz, güçsüz özgürlükten yoksun yaşıyor. Özgür olmayan kadın üretemez, ayakları üzerinde duramaz. Bu acı gerçeği binlerce kez dillendirdim.  

Şiddet karşısında eğitimli eğitimsiz, hangi konumda olursa olsun kadının yazgısı değişmiyor. İster akademisyen, ister ev kadını şiddet kurbanı olmaktan kurtulmuyor. Çekilen tetik, saplanan bıçak anneyi yok ederken çocukları ve toplumu da derinden yaralıyor. Cezaevleri kadınları öldüren erkeklerle dolu bu kadın terörü değil de nedir?

Bir de kadın örgütleri olmasa kadınlar büsbütün sahipsiz, kimsesiz kalacaklar. Cenazelerini kaldıran hiç kimseleri olmayacak. Duruşma salonlarında aileler sahipsiz bir başına kıvranacaklar. Para uğruna hukuku unutan avukatların savunmaları kadını defalarca öldürecek, geride kalanlarda onulmaz yaralar açacaktır.

Kadın örgütlerinin varlığı kadın ölümlerinin önündeki en büyük engeldir. Sahipsiz kadınlara sestir, umuttur! Kadın terörünü, kadına yönelen şiddeti örgütlenerek aşabiliriz.

Sevgiyle, dayanışmayla, örgütlerimizle gelecek güzeldir!









Üye Ol



Üye Girişi