Zerrin Toprak Karaman

Prof.Dr, Dokuz Eylül Üni. İİBF.

zerrintoprak@gmail.com


03.05.2020
646
3
Yazı Boyutu:    

  Bilindiği gibi, Eristik Diyalektik  “haklı çıkmak” amacıyla yapılan bir tartışma sanatıdır. Metaforik bir yaklaşımla, düello ile ilişkilendirilmektedir. Yani kimin haklı olduğundan çok, kim hayatta kalacak konusu öne çıkmaktadır.  Gözümüzün önünde geçen olguları, akılcı olarak çözümleyebilir isek de, yine görünürdeki tartışmalarla aklın karışması da mümkündür. Gerçeğin aranmasında ise en faydalı taktik Aristoteles diyalektiğini kullanmak olarak düşünülebilir. Antik Yunan filozofu. Aristoteles (MÖ 384 – 7 Mart MÖ 322)  her tartışmanın bir tezi (sorun) ve bunu çözümlemekle görevli önermeleri olduğunu belirtmiştir. Bu çözümlemedeki başarı ise kavramlar arasındaki ilişkileri kurabilme becerisine bağlıdır. Belirtilen ilişkilendirme; kavramın 1) Tanımı (definitum); 2) Cinsi (genus); 3)Kendine özgü ayırıcı unsuru (proprium); 4) Nitelemesi yani herhangi bir ayırıcı olsun olmasın özelliğini (prädikat) öne çıkaran dört önemli ve öncelikli unsura dayandırılmaktadır.

Müzakereci Demokrasi, bu konunun neresindedir ? Müzakereci demokrasi, yönetişim sözcükleri ulusal kullanıma Habitat II (Habitat 1996, İstanbul) konferansı ile ve Parti programlarına 2000’li yıllarda girmiş olmasına rağmen, uygulamada rağbet görmemiştir. Mamafih 11. Kalkınma Planımızda, “yönetişim” konusu demokrasi için kurumsal bir araç olarak işlenmekle birlikte, uygulamada yönetişim sözcüğü, neredeyse 20 yıldır akademik toplantıları başlamadan bitiren bir sözcük haline getirmeyi sürdürmektedir.Yönetişimi beğenmeyenler daha çok “merkeziyetçi–demokratlar” olmuştur. Demokratik merkeziyetçilik yani..Yönetişimin uygulama yetersizliğini benimseyip ancak felsefi boyutunu görmek istemeyen tepkileri bu nedenle iyi yorumlamak gerekir. Ortaklık sözü daha hoşumuza gitse de, tarihte ilk kamu-özel ortaklığının korsanlık olduğu hatırlandığında, sivil sözcüğüne de bu ortak kullanımda yer vermenin, dengeyi sağlamada neden önemli olduğunu bize hatırlatmaktadır. Toplumsal olarak gelinen nokta, günümüzde özellikle stratejik konuları müzakere ederken “eristik diyalektik” nasıl uygulanır gibi bir anlamlandırmaya dönüşmüştür.

Aristoteles, bir konuyu müzakere ederken nasıl karşımızdakini yanıltarak, doğru olmayan görüşlerimizi doğru gibi gösteririz hususunda bugün de geçerli olan tarihi hilelerini kitaplarında örneklerle açıklamaktadır. Aslında diyalektik/müzakere teorik olarak gerçeği gün ışığına çıkarmaya çalışır. Oysa insan türünün kötülüğünden dolayı ve mutlaka haklı çıkma eğilimi nedeniyle Eristik Diyalektiği sıkça kullanmaktadır. Bu bağlamda da tartışmalar da hilekarlığa neredeyse mecbur kalınmaktadır.Başka bir ifadeyle eğer dürüst olsaydık o zaman sadece gerçeği ortaya çıkarmaya çalışırdık. Özetle, söz konusu hileleri öğrenmeye değerli okuyucularımı davet ediyorum. Böylelikle karşı taktiklerle, çizginin bir tarafında doğru ise ve diğer tarafında yanlış olmayan “gerçek doğruyu”,  birlikte oluşturabilme kapasitemizi artırabilmek mümkündür.

 (*Kaynak Kitap, Arthur Schopenhauer, Eristik Diyalektik,(çev) Ülkü Hıncal, 2012, İstanbul)


Üye Ol



Üye Girişi