7.04.2020
2051
8
Yazı Boyutu:    
İçinde bulunduğumuz Covid-19 kısıtlamaları sebebiyle hayatlarımızı geçirebildiğimiz ölçüde evlerde geçirmeye başladık ve çok geçmeden bu süreç kadınları yoğun bir şiddet sarmalının içine itti. Esasen tarihsel dökümanlara baktığımızda da görüyoruz ki pandemi dönemleri bütün eşitsizlikleri daha da derinleştirmiş, zengin ya da fakir fark etmeksizin sokağa çıkmama sürecinde kadına ve çocuğa yönelik erkek şiddeti her ülkede artış göstermiştir. Örneğin, Covid-19 salgınının ilk görüldüğü Çin’de polis kayıtlarına yansıyan erkek şiddeti vakalarının Şubat 2020 itibariyle üçe katlandığını uluslararası yayınlardan okuduk. Ne yazı ki aynı haberde polisin şiddet uygulayanı uzaklaştırma yetkisi olduğu halde bu yaptırımı uygulamadığını ve kadınları kaderlerine terk ettiğini de okuduk. 

Bir kaç gün önce Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonoio Guterres hükümetlere planlarının başına kadınların güvenliğini koyma çağrısı yaptı. Bunun sebebi açıktı. Bir çok kadın karantina uygulamalarında aslında en güvende olmaları gereken yerde, evlerinde şiddete maruz kalıyordu. Bu veri Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfına gelen ihbar telefonlarıyla ortaya çıkmıştı ancak görevli bakanlar tarafından erkek şiddetinin son geldiği hale ilişkin kamuoyuna bir bilgilendirme yapılmamıştı hala da yapılmış değildir. Ancak 05 Nisan 2020 tarihinde Anadolu Ajansı’nda yer alan habere göre : “ Geçen yıl mart ayında polis sorumluluk bölgesinde aile içi şiddet, açıktan hırsızlık, otomobil hırsızlığı, yankesicilik, kapkaç ve dolandırıcılık suçlarından 13 bin 538 olay yaşanırken, bu yıl mart ayında ise aynı suçlardan 11 bin 578 olay gerçekleşmiş olup; aile içi şiddet suçlarında geçen yıla göre % 38,2 oranında artış görülmüştür.” * 

Bu artış hiç birimiz için sürpriz olmamıştır. Çünkü insanları virüsten korumak için kullanılan teknik, erkek şiddetini arttırmaktadır. İktidar tarafından “Evde kal” çağrısı kamu spotu haline dönüştürülürken, erkek şiddetinin en çok % 72,8 oranıyla ev içinde görülüyor olmasının göz önünde bulundurulmadığı ise gün gibi ortadadır. 

Bu düşüncede olmamın diğer bir sebebi de 31 Mart 2020 tarihinde Hakimler ve  Savcılar Kurulu’nun Covid-19 kapsamında açıklamış olduğu ilave tedbirler madde 10’daki “tedbir” kararıdır:  6284 Sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının yükümlülerin korona virüs kapsamında sağlığını tehdit etmeyecek şekilde değerlendirilmesi gerektiğine.

Bu kararı alan Hakimler ve Savcılar Kurulu,  salgın süresince 6284 sayılı yasanın askıya alınmasını, şiddete maruz kalanin değil şiddet uygulayanın yaşam hakkının önceliğe alınmasını ve üstelik bunu herhangi bir şarta bağlamadan karar altına almasındaki tehlikenin farkıda mı acaba?  Günde en az beş kadının ve çocuğun erkek şiddetine maruz kaldığı ülkemizde yapılacak bir düzenlemenin Covid-19 sebebiyle önemli bir süre evlerinde yaşamak zorunda kalacak olan kadınların ve çocukların güvenliği önceliğe alınarak yapılması gerekir. Oysa tam tersi denetimsiz, plansız şekilde giden bir süreç içindeyiz. Hükümetin acil olarak pandemi planı hazırlamasını, kamupyu ile paylaşmasını, KADES’in kamu spotu olarak tvlerde duyurusunun yapılmasını, Türkiye çapında yaygınlaştırılmasını,  yine televizyonlarda 6284 sayılı yasa hakkında bilgilendirme yapılmasını, salgın bahanesiyle 6284 sayılı yasanın askıya alınmasının önüne geçilmesini, gerekirse tedbrilere uyumlu özel yasa hazırlığı yapılmasını, kolluğun gelen şikayetleri salgın sebebiyle işleme koymamasının önüne geçilmesini, sığınaklarda yer yoksa otellerin hizmete açılmasını, sığınak talebinde bulunan kadınların Covid-19 sebebiyle taleplerinin ret edilmeyip alternatif çözümlerin üretilmesini, kadın ve çocukların sığınak kabulü yapılırken 14 gün karantina altında kalabilecekleri güvenli mekan teminini, dayanışma ağlarının kurulmasını, alanda çalışan sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapılmasını, pandemi süresince kadınların başvurabilecekleri hastanelerin belirlenmesi ve duyurulmasını, kadınların şiddet gösteren ile aynı evdeyken telefon açmasının zorluğunu düşünerek sanal iletişim için imkanlar oluşturulmasını, kadının şiddet gösterenin evde olduğunu görevliye anlatabilmesi için bir parola belirlenmesi ve sair ivedi tebdirlerin alınıp açıklanmasını beklemekteyiz. 

* https://bianet.org/bianet/erkek-siddeti/222539-istanbul-da-aile-ici-siddet-yuzde-38-2-artti


Üye Ol



Üye Girişi