15.06.2020
586
6
Yazı Boyutu:    
26 Mayıs 2020 tarihinde İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada “Ülkeleri etkisi altına alan yeni tip korona virüsü salgını döneminde dünya genelinde aile içi ve kadına yönelik şiddet olayları artarken, Türkiye’de bu olaylar azaldı.” diye ifade etti.

Peki bu açıklama ne kadar gerçeği yansıtıyor? 

Türkiye’de korona virüsü hakkında ilk resmî açıklama yapıldığı günden bu yana kadına yönelik şiddetle mücadele mekanizmalarının çalışmadığını, çalışması için neler yapılması gerektiğini, her şeyden evvel şiddetin artmaması için ilgili bakanlıkların bir plan yapıp bunu kamuoyu ile paylaşmasını kadınlar ve şiddet alanında çalışan stklar defalarca yazdı, söyledi, talep etti. Ama ilgili bakanlıklardan gelen herhangi bir cevap olmadı. 

Korona virüsü  salgını nedeniyle, acil işler dışındaki her işin ve duruşmaların ertelenmesi için Adalet Bakanlığı açıklama yaptı daha sonra, bir torba yasayla topu Hakimler Savcılar Kuruluna attı. HSK, ülke çapında salgın riskine karşı alınan tedbirler kapsamında yargılama faaliyetlerine ilişkin birtakım kararlar aldı. Bu kararlardan biri de şu: “6284 Sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının yükümlülerin korona virüsü kapsamında sağlığını tehdit etmeyecek şekilde değerlendirilmesi gerektiği…” idi. Bu kararla şiddet yasası salgın nedeniyle askıya alınmış oldu. Tam tersi olması gerekirken…  

*Mevcut mekanizmalar salgın bahane gösterilerek uygulanmamaya başlandı.*

Kadınlar sık sık 155 Polis İmdat hattına ulaşamadıklarını, KADES uygulaması ile yardım istediklerinde polisin gelmediğini paylaştılar. Polis geldiğinde ya da karakola gidildiğinde ise “Salgın var, işlem yapmıyoruz” gibi yasaya aykırı bilgiler de vererek şikayet alınmadığı sıkça paylaşıldı. Yani 155’e ulaşamayan, polis tarafından şikayeti alınmayan kadınların bilgileri sisteme girilmediğine göre İçişleri Bakanlığı’nın veri toplama biçiminin başlı başına sorunlu olduğu açık.

Salgın tehdidi ve önlemlerinin başladığı günden bu yana Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfına ulaşan kadınların deneyimleri, şiddetten uzaklaşmak için ihtiyaç duydukları desteklere ulaşamadıklarını vakıf yapmış olduğu basın açıklaması ile de açıkladı.     
 *https://morcati.org.tr/basin-aciklamalari/kadinlarin-can-guvenligi-gozden-cikarilamaz/

Karantina süreci boyunca Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, vakfa başvuran kadınların deneyimleri ile ilgili diğer bakanlıklar gibi İçişleri Bakanlığı’nı da başta 6284 sayılı Kanun’un öngördükleri olmak üzere kadına yönelik şiddetle mücadelede üstüne düşen görevi yapmaya, görev ihmalinde bulunan personel hakkında işlem yapmaya davet etti. 

28 Mayıs 2020 tarihinde ise Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı Bileşenleri, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele için Acil Önlem/Eylem Planı” talebiyle bir kampanya başlattı.

91 kadın örgütünün imza koyduğu talepler ise şöyle : 
  • Alo 183, sadece kadına yönelik şiddet alanında başvuru alan Acil Yardım Hattı olmalıdır. Kadın örgütlerinin şiddet hattına ilişkin önerilerine de danışılarak kapasitesi ve personelin niteliği artırılmalı, kolayca ulaşılabilir hale getirilmelidir. Alo 183 hattı için kamu spotları hazırlanarak etkili mecralar aracılığıyla kadınlara duyurulmalıdır.
  • Sığınak ve acil barınma ihtiyacının karşılanması için sığınak sayısı ve kapasitesi artırılmalı,  gerektiği takdirde bunun için uygun kamu binaları ve özel yerleşkeler devreye sokulmalıdır.
  • 6284 sayılı Kanun ve İstanbul Sözleşmesi etkin ve eksiksiz şekilde uygulanmalıdır! 6284 sayılı Kanun ve İstanbul Sözleşmesi’ni uygulama konusundaki dirençler ve fiili engeller ivedilikle ortadan kaldırılmalıdır. HSK’nın 6284 sayılı Kanun ile ilgili kısıtlama kararı geri çekilmeli ve valilik, kaymakamlık, kolluk kuvvetleri arasındaki koordinasyon ivedilikle ve mazeretsiz sağlanmalıdır.
  • Telefonla konuşamayacak durumda olan kadınlar için işlevli bir uygulama olan KADES, tüm platformlarda etkin bir şekilde duyurulmalı/paylaşılmalıdır.
  • Kadınların şiddet sonrası destek mekanizmalarına erişimi için pandemi önlemleri çerçevesinde kolaylaştırıcılık sağlanmalıdır. Hastane, karakol ve adliye süreçlerinde gerekli önlemler alınmalıdır.
  • Kadına yönelik şiddete karşı sosyal, hukuki ve psikolojik desteklerin online platformlarda gerçekleştirilebilmesi için çalışmalar ivedilikle  güçlendirilmelidir.
  • Kamu spotu aracılığıyla kamuoyuna, salgın önlemleri süresince kadınların tüm yasal haklarının devam ettiği/var olduğu konusunda bilgilendirme yapılmalı ve kamu çalışanları bu konuda bilgilendirilmelidir.
  • Sosyal yardımlar/desteklerin öncelikle erkek şiddetine maruz kalan kadınlara ulaştırılmasının önü açılmalıdır. Ekonomik sorunların kadınları, şiddetle yaşamaya mahkum etmesi engellenmelidir.
  • Yerel yönetimler tarafından hazırlanan acil eylem planlarında kadına yönelik şiddet faktörü dikkate alınmalı, stratejik plan revizyonlarında kadınlara yönelik hizmetlere yer verilmelidir. 
  • Türkiye’de kadınların 10. hafta sonuna kadar gebeliği sonlandırma hakları fiili olarak erişilebilir olmalıdır. Yasal hak olan “istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması prosedürü” mutlaka işletilmelidir.
  • Şüpheli kadın ölümleri mutlaka titizlikle incelemeye alınmalı ve aydınlatılmalıdır.
  • Çocuk istismarına karşı Çocuk İzlem Merkezleri’nin sayısı artırılmalı, her ilde ve büyük ilçelerde hayata geçirilmeli ve etkin biçimde çalışması sağlanmalıdır.
Bizler; trans, eşcinsel, heteroseksüel, göçmen, engelli, çocuklu, çocuksuz, çalışan, çalışmayan, evli, bekar kadınlar erkek şiddeti, pandemi ya da devletin almadığı önlemler yüzünden hayatımızdan olmayacağız!


Üye Ol



Üye Girişi