02.09.2018
334
4
Yazı Boyutu:    
Eylül hazan mevsimini müjdeler!
Sonbahardır.
Eylül Barıştır!
Yaşar Kemal der ki; “Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.”
Bizim gibi coğrafyalarda dillerden düşmeyen sözcük barış olmalıdır. Ne yazık ki erkek çocuklarına verdiğimiz isimlerde bile  ‘Savaş’ ismi ‘Barış’ın çok önündedir. 

Barış öyle güzel öyle anlamlı bir sözcüktür ki uğruna yaşamlar adanır. Barışı yaşam biçimi kılmak isteyenler tarih boyu çok zor mücadeleler vermiştir. Mücadeleyi seçenler, zoru sevenler aynı zamanda barışseverlerdir.

Dünya tarihinde barışa bir yaşam adayanlar; barışın gerçekleşmesine tanık olmadan bu dünyadan göçmüşlerdir. Indiana Üniversitesi’nin duvarında; Martin Luther Kıng’ın fotoğrafını görünce gözlerim ışıldadı, yüreğim yandı. Onun, Siyahların hakları için şiddet içermeyen mücadelesi sırasında öldürülen Amerikalı büyük lider olduğunu anımsadım. 

Eylemleri şiddet içermeyen ikinci büyük lider Hint bağımsızlığının babası Mahatma Gandi’ydi. 

Martin Luhter Kıng’ın kaleme aldığı “Bir rüyam var.” Makalesinin her paragrafı insan haklarına duyarlı herkesin zihnindedir: 

“Bir rüyam var. Gün gelecek, dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.

Bugün bir rüyam var benim.

Bir rüyam var. Gün gelecek, bütün vadiler yükselip bütün tepeler ve dağlar alçalacak, engebeli yerler düzlük yapılıp, girintilerle çıkıntılar düzleşecek ve Allah'ın şanı yeryüzüne inecek, bütün canlar hep birlikte görecek onu.

Bizim umudumuzdur bu. Güneye dönüşümde içimde taşıyacağım inançtır. İşte bu inanç sayesinde umutsuzluk dağını yontup bir umut anıtı yaratacağız. Ulusumuzu saran ahenksiz bağırtıları, bu inanç sayesinde güzel bir kardeşlik senfonisine dönüştüreceğiz. Bu inanç sayesinde bir gün özgür olacağımızı bilerek hep beraber çalışacak, hep beraber dua edecek, hep beraber mücadele edecek, hep beraber hapse düşecek, özgürlük için hep beraber ayağa kalkacağız.”

Barış deyince; ülkemizde  ‘Cumartesi Anneleri! 700. Hafta ile 701. Hafta klasik toplanma ve anma etkinliklerini yapamadılar. Cumartesi Annelerinin simgesi olan annelerden biri de Emine Ocak! O artık o eylemin anıt annelerinden biridir. Emine Anneye ters kelepçe vurularak gözaltına alındı. Barış yazmak istediğim günlerde Cumartesi Annelerine yapılan zulüm yönetenlerin utancıdır! 

Barış deyince bir uluslararası emek örgütleri eylemi anımsarım:

Yıl 2010… Kanada/ Vancouver şehrinde; 2. ITUC Dünya Kongresi’nde; iki kadın sendikacı, Yunanlı dostum Zoi Lanara ve Ben, dünya delegelerine üç dilde  “Zi Tou İrini!”, “Yaşasın Barış!”, “Long live peace!” Diye haykırdık!

Yıl 2018… Yaşasın Barış!


Üye Ol



Üye Girişi