Berrin Gürçay Dilekçi

Kazete İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı

berrind@kazete.com.tr


05.10.2014 - 18:20
1070
2
Yazı Boyutu:    
 
 
Savaş kapıya dayandı.Nedense herkes birden doğruları görmeye başladı..Hem uluslurarası alanda hem de ülkemizde. Hani insanın, şimdiye kadar aklınız neredeydi? diyesi geliyor.
 
Uluslararası arenada tüm ülkeleri huzursuz eden Ortadoğu gerilimi ve çatışmaların sürmesi sonucu savaş  olasılığının insanlığı tehdit etmesi nedeniyle Arjantin Devlet Başkanı  Cristina Fernandez de Kirchner, barış çağrısı yaparak  "Terörizm canavarını yarattılar ve bu canavar şu an kontrolden çıktı' sözleri ile gündeme damga vuruyor.  Arjantin Devlet Başkanı Kirchner ABD ile ilgili olarak sözlerine şöyle devam ediyor: Geçen yıl toplandığımızda  Esad rejimini terörist olarak değerlendirip ona karşı olanları devrimci görüp desteklediniz; şimdi ise dün  "devrimci" dedikleriniz Radikalislamcılara karşı savaş açmış durumdasınız.. Işid ve El Kaide'nin elindeki  silahların izini kim sürebilir? Büyük güçler çok kolay dost ve düşman kavramını değiştiriyor. Teröristler dost  oluyor, dostlar ise terörist. Hizbullah'ı terörist örgütler listesine koymuştunuz ama sonradan Lübnan'da geniş  bir tabanı olan saygın bir yapı olduğu anlaşıldı. 1994'te Buenos Aires'te İsrail Elçiliği'ne yapılan bombalı  saldırıda İran parmağı aradınız ancak öyle olmadığı kesinleşti. 11 Eylül sonrası El Kaide terörü gerekçesiyle  Afganistan ve Irak'a savaş açtınız; o ülkeler şimdi dünyanın en ağır durumunu yaşıyor. Arap Baharı'nı Tunus,  Libya ve Mısır'da başlatarak radikal islamcıları kendi elinizle orada iktidara getirdiniz. Bölge halklarının  özgürlüklerini gasp ettiniz. Bu gün burada Işid'e karşı bir BM kararı çıkarmak üzere toplandık oysa Işid'in  bazı BM Güvenlik Konseyi ülkelerinin gözetiminde dostları tarafından kurulup beslendiğini herkes görüyor." 
 
Başkan Fernandez'in bu sözleriyle ABD politikasını ve de Obama'yı açık bir dille eleştirmesi doğruydu ama   savaş kapıya dayanmadan önce bu politikaların yanlışlığı belli değil miydi?
Tüm dünya ülkeleri yeni yılı "Barış Yılı" ilan ederken kendi barışlarını koruyamadılar.
 
Ülkemizde de sınırlarımızda yaşanan bu çatışma ve savaş hali nedeniyle ortaya çıkan gerginlik sonucu ilginç  itiraflar yaşanmaya başlandı.Bunlardan en günceli, AKP politikalarının yılmaz savunucusu, sosyalist bir  düşünceyle hareket ettiğini söyleyen,liberal ve eski başbakan Tayyip Erdoğan'ın 'Akil'i Murat Belge bugün  yaşadığı gerçeği şöyle açıklıyor: "Erdoğan’ın iktidarını korumak adına, çok gözükara davranabileceği, çok  tehlikeli şeyleri göze alabileceği kanaatindeyim. Suriye’de savaşa karışmaya kadar bir yığın riskli şey  yapacak. Zarar verecek memlekete. Şu ana kadar AKP ve Erdoğan’a verilen toplumsal destek, çok pahalıya mâl  olabilir. Şimdiye kadar, demokrasiyi çiğnediler. Bu tabii ki önemli ama ülkeyi pekâlâ daha büyük badirelere  sokabilecek bir zihniyet görüyorum. Çatışma üzerine kurulu bir siyaset anlayışı var. Sebep yokken, bu kadar  rahat çatışabilen bir insandan, siyasi tercihlerinde de bütün bir toplumun başını derde sokacak şeyler  beklenir."
 
Ortaöğretimde başörtüsü düzenlemesi Özgürlük müdür? diye sorulan Murat Belg'nin yanıtı şöyle: "İktidar, sadece  kendi kesimine özgürlük tanıyor. Burada çocuklara da değil, 10 yaşında kızları olan ana babalara özgürlük  tanıyor. Ailelere, çocuğunun özgürlüğünü çiğneyebilme özgürlüğü tanınıyor. Olumlu bir şey görmüyorum ben."
 
Sonunda Türkiye'de gördüğü resmi şöyle tarif ediyor Murat Belge:"Gezi’den bu yana birbirine düşman iki ayrı  milletin yaşadığı bir memleket hâline geldik. Erdoğan’ın benimsediği siyasetin sonuçlarını yaşıyoruz. Bu  siyasetle başka bir şey olmaz zaten. Çok vahim bir gidiş tabii."
 
Bunları söylemek için 12 yıl biraz uzun olmadı mı, Sayın Belge? Biz kadınlar bunları Tayyip Erdoğan daha  iktidara gelmeden önce öngörmüştük. Özellikle türban veya başörtüsünün özgürlük kavramı çerçevesinde  algılanmadığı aksine dinsel bir simge olarak kullanılıp kadınları eve kapatmaya, hapsetmeye yönelik bir olgu  olduğunu biliyor ve onun için itiraz ediyorduk. Ama siyasi partilar bu olayı oya tahvil etmek için ne yazık ki  ses çıkarmadılar. 
 
Bugün geldiğimiz nokta "anasınıfı çocuklarının 'takke' ve 'başörtüsü' ile camilere götürülmesidir. 
 
Daha iki gün önce velilere gönderilen davetiyede "1 Ekim'de düzenlenen 'Cami Haftası' sebebiyle çocuklarımızla  birlikte Pendik Dumankaya Camii'sine öğle namazına gidilecektir. Öğle namazının ardından çocuklarımız cemaatle  sohbet edecek ve Kur'an-ı Kerim dinleyerek güzel ve maneviyat dolu bir gün geçireceklerdir. Çocuklarımızın okul  eşofmanlarıyla gelmelerini ve erkek çocuklarımızın takke, kız çocuklarımızın başörtüsü getirmelerini rica  ediyoruz. Çocuğunuzun katılmasını istiyorsanız izin kağıdınızı işaretleyip imzalayarak Çarşamba gününe kadar  okulumuza gönderiniz" ifadeleri yer alıyordu.
 
Daha yeni başladık..
 
Güzel günler göreceğiz(mi) çocuklar?...
 
 

Üye Ol



Üye Girişi