8.03.2021
536
9
Yazı Boyutu:    
Bir kaç yıl aradan sonra Sevgili Berrin’i kıramadım ve ilk gözağrım Kazete’de yine yeniden her ay yazmaya başladım…

Bu yazıyı 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde yazıyorum ama kadınlara Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun demek bana çok saçma geliyor. Bence bugün kadınların seslerinin duyulması gereken bir gün, bir kadın olarak  mesajlarla, çiçeklerle, hediyelerle kutlanacak bir durum görmüyorum… Yıllardır hep aynı tümceyi tekrarlıyorum yine yazacağım ben özel günlerde hediyelerle avutulmak istemiyorum, ben seçtiğim hayatı, korkmadan, özgürce yaşamak ve düşüncelerimi özgürce ifade edebileceğim bir yaşam istiyorum… 

Hiçbirşey yetmiyor
Hep daha fazlasını yapmalıyım 
Daha daha daha
Ne zaman yeterli olacağım
Hiç bilemiyorum
Ne zaman yeteceğim?..
Hiç anlamıyorum!..
Aile,
Toplum,
Kültür
Arkadaşlar
Daha daha daha...
Daha fazlasını vermeliyim ...
Daha fazla satın almalıyım...
Daha fazlasını yapmalıyım..
Daha fazla hissetmeliyim...
Daha anlayışlı,
Daha hoşgörülü,
Daha daha daha...
Ne zaman yeteceğim?..
Asla anlamıyorum!
Ne zaman yeterli olacağım?
Hiç bilemedim.
Daha daha daha...
Vere vere...
Her şeyi kaybettim.
Hiçbir şeyim kalmadı;
Ruhum,
Duygularım,
Param,
Zamanım,
Emeğim,
Daha fazlası yok…
Daha fazlası olamıyor…
Daha fazlasında boğulurken
Kendimi kaybettim
Daha fazlası kalmayınca...
Hiçlikle barışınca...
Anladım ki
Ben zaten yeterliyim
Ben hep yeterliymişim
O zaman durdum ...
Durdum…
Durdum...
Duruldum...

Bize sık sık kendimizi başkalarının yerine koymamız gerektiği söylenir, ancak birinin izinden yürümek onun zihnine girmekle aynı şey değilmiş bunu öğrendim. Her zaman insanları anladığımı düşünürken gördüm ki aslında onları hiç anlamamışım..

Hayatımın çoğunda, başkalarının, özellikle de sevdiklerimin hissetmemi ve hareket etmemi istediğini düşündüğüm şekle uyum sağlamaya çalıştım. Bunu yaparken, uyum sağlamaya çalıştığımın bile farkına varamadım. Ne zaman ki ruhumun karanlık geceleriyle tanıştım, ne zaman ki karanlık geçelerin acısı tüm ruhuma, benliğime, hücrelerime işledi, ne zaman ki ben bütün acıları kabul ettim o zaman anladım… Kendimi ne kadar uzun zamandır kaybettiğimi… Doğada, doğayla ve sanatla tamamen kendime dönüp, kendime bakmaya başladım. Ruhun karanlık geceleri beni  ilkel benliğimle buluşmayı öğretti. Bunun bir sürecin başlangıcı olduğunu ve bu sürecin hiç kolay olmayacağını biliyorum.  Kendi doğamı ve başlangıçta olduğum kişiyi hatırlamak için kendimle, çevremle, edindiklerimle, bildiklerimle, inandıklarımla bir mücadele… Bu süreçte karanlıktan geçmeden aydınlığa ulaşılamadığını anladım.  Karanlığı kabul etmediğin sürece, aydınlık sana ulaşamıyormuş. 


Üye Ol



Üye Girişi