06.03.2018
1547
3
Yazı Boyutu:    
Kadınları nehirlere benzetiyorum…

Kadın mücadelesi deyince aklıma dünya nehirleri geliyor.

Kadınları nehirlerle yazmamın üstünden on üç yıl geçti. Her kadın ülkesinin nehridir ve engel tanımadan hedefi okyanusa akar. Yerelden evrensele süren bu yolculukta geçtiği yerlerdeki çayları, dereleri akışına katıp yatağını açarak akması ondandır.

Nehirsiz kadın ise nehirli kadını örnek alarak akar akar akar.

Kadın mücadelesi deyince emek mücadelesi içinde biri olarak 8 Mart ‘Dünya Emekçi kadınlar Günü’nün o bildik öyküsünü anımsarım. Bu her emek mücadelesindeki kadının yaşamöyküsü kadar içselleştirdiği bir mücadele öyküsüdür.

MİSSİSSİPPİ  İLE AKAN O HAZİN ÖYKÜ

8 Mart 1857’de New York’ta bir dokuma fabrikasında çalışan binlerce işçi, iş saatlerinin kısaltılması, eşit işe eşit ücret isteğiyle greve başlar. Binlerce kadın işçinin örgütlediği bu grev o zamana kadar ki en kitlesel kadın eylemlerinden biridir.  Eylemi engellemek isteyen polis kadın işçilere saldırır, fabrika yönetiminin de desteğiyle binlerce işçiyi fabrikaya kilitler.  Bu sırada çıkan yangında içeride kilitli kalan işçilerden 129’u yanarak can verir.

Bu olaya ABD basınında neredeyse hiç yer verilmez, fabrika yönetiminin ve polisin tavrı kamuoyundan gizlenir. Buna karşın kadın işçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın insan katılır.

DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

“Dünya Kadınlar Günü” ya da orijinal adıyla “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış en önemli uluslararası günlerden biridir. Bu anlamlı gün her yıl 8 Mart’ta, dünyanın dört bir yanında gösteriler, anmalar ve etkinliklerle anılır, sorunlar dillendirilir. Kadınların özgürlük, eşitlik, toplumsal gelişme, daha güzel bir dünya özlemi istemleri dile getirilir. Kadınların ikinci sınıf konumu, sömürülmesi ve kadına yönelik şiddet protesto edilir.

Günümüz toplumlarında; kadının statüsü ve sosyal yaşama katılımı konusunda ülkelere göre farklı düzeylerde de olsa belli bir gelişme yaşanmıştır. Ancak hala, “insanca yaşama” standardına kavuşabilmek için bireylere sunulan temel gelişim ve özgür birey olma gücüne ulaşma olanağı tanıyan eğitim, ekonomik ve siyasal yaşama katılım konusunda kadınlar erkeklerin gerisindedir. Gelişmekte olan ülkelerde ise kadının sosyal konumu daha da olumsuzdur.

Ülkemizde kadın hakları alanında Atatürk’ün öncülüğünde başlayıp günümüze kadar süren oldukça önemli kazanımlar söz konusudur. Ancak toplumsal yapıda kadının ikinci sınıf konumu hala sürüyor. Mevcut eşitsizlik mevzuat alanından çok uygulamada ortaya çıkmaktadır. Toplumun kadını ikinci planda tutan değer yargıları, kültürel yapı, eğitim düzeyinin düşüklüğü, ekonomik zorluklar ve bölgesel gelişmişlik farklılıkları bu eşitsizliği sürdüren en önemli unsurdur.

BU YAZGI DEĞİŞMELİ!

Çünkü kadınlarımız;

- İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde ifade edilen temel haklara, kadın erkek ayrımı yapılmaksızın tüm insanların sahip olduğunun bilinmesini,

- Cinsiyet ayrımı yapılmadan, insan olarak algılanmayı,

- Şiddetten, taciz ve tecavüzden uzak yaşamayı,

- Emeklerinin ve sevgilerinin sömürülmemesini,

- Yaşadıkları coğrafya, hayat koşulları, renkleri, kültürleri, dilleri ve dinleri birbirlerinden farklı olsa da kaderlerinin; gözyaşı, acı ve ölüm olmamasını,

- Özgürlük, eşitlik, hak, hakkaniyet ve adalet içinde bir yaşam sürdürmeyi, istiyorlar…

Cumhuriyet döneminde kazanılmış çağdaş haklar ve özgürlüklerin bilincinde olup, örgütlülüğe inanarak toplumu ileriye götüren, yaşama zenginlik ve değer katarak ekonomik ve sosyal alanda başarıyla yer alan siz kadınlarımız.
Kadın mücadelesi emekçi kadınların büyük bedeller ödeyerek başlattığı mücadele olsa da her alanda kadın buna ses verdi, söz kattı ve dünya kadın mücadelesi o gün bugündür hız kesmeden sürüyor…

DÜNYAYI DEĞİŞTİREN KADINLAR

Kadın mücadelesi yerleşik yaşama geçiş sonrası sanat, bilim, toplumsal yaşamda tarih sahnesine çıkışta kadınlar birbirine adeta ses vererek, el vererek, yol vererek, gönül vererek tarih sahnesine çıkar.

Akdenizli ilk kadın şair Sappho lirik şiirleriyle yazın dünyasında önemli bir dönemecin sesi, rengi, duruşu olur:

“Ne garip! En iyi davrandıklarım 
Bugün en çok incitenler beni,” der.

Bir başka şiirinde şöyle sürdürür:

“ Bir öfke kasırgası
Kopunca yüreğimde
Bir sersemin yüzünden,
Dilimi ısırıyorum patlamamak için.”  

Sappho sonrası kadının siyasi yaşama çıkışı ise Mısır’ın zeki ve hırslı kraliçesi Kleopatra ile başlar o da koca Nil’le dünyaya akar.

Yine de bence toplumsal olaylardaki direnişin en önemli kadın sembollerinden biri kuşkusuz Fransa’dan Jean d’Arc’tır. Seıne nehrinin sesidir dünyaya sözü ve mücadelesiyle ses verir. On dokuz yaşında kilise yönetiminin kararı ile idam edilir. Yıllar sonra aynı kilise yönetimi Jean d’Arc’ı azize olarak duyurur. Seıne nehriyle direnişin simgesi kadın olarak okyanusa akar.

Polonya’da Vistula nehri ile bilim dünyasındaki buluşuyla Maria Curie akar. Curie radyoaktivite konusundaki buluşlarıyla 1903 yılında Nobel Fizik Ödülü’ne, 1911 yılında ise Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülür.  Çalışmalarıyla çığır açan kadın Vistula nehriyle dünya nehirlerine karışır.

Almanya’da sosyalist mücadelenin lider ismi Rosa Luxemburg ses verir. Düşünceleri nedeniyle yıllarca hapishanelerde kalır. Alman askerleri tarafından işkence görüp Landwehr Kanalı’na atılarak öldürülür. Ren nehrinin sosyalist gülü Rosa’nın ülkesinde üç dönem seçim kazanarak başbakan plan Angela Merkel oturmaktadır.

Hindistan’ın ilk kadın başbakanı Indra Gandi’dir. Kutsal nehirleri Ganj’la dünyaya akan suikastla öldürülen ilk kadın başbakan olur.

Pakistan’ın ve İslam Ülkeleri’nin ilk kadın başbakanı Benazir Bhutto iki kez başbakan olmasına karşın, yaşamı hapis ve sürgünlerde tükenir. Ülkesinin büyük zenginlik kaynağı İndüs’le Hint Okyanusu’na akışını sürdürür. Ülkesine sürgünden dönen ve üçüncü kez başbakan olmak isteyen Benzersiz Benazir bombalarla yaşamdan koparılır. Demokrasi şehidi olarak verdiği mücadele dünyada saygıyla karşılanır. İslam ülkelerinde bugünden yarına Benazir rüzgârı esecektir.

TÜRKİYE’DE KADIN MÜCADELESİ

Türkiye’de kadın mücadelesi Cumhuriyet öncesi Kurtuluş mücadelesi ile başlar. Ülkenin tüm nehirleri aynı anda farklı konumlarda ses verir. Meriç, Dicle ile Sakarya, Fırat’la, Ceyhan Porsuk’la, Yeşilırmak  Zap’la, Kızılırmak Asi ile kol kola Kurtuluş Savaşı’nda buluşur, mücadele eder ve kazanır. 

KADINLAR BAŞARIR

Dünya lideri Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet’i kurduktan sonra birlikte mücadele ettiği kadınlara birçok gelişmiş Avrupa ülkesinden önce haklarını verir. Kadınlar için çok güzel sözleri akıllarda iz bırakır:

"Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."
  
“Dünyada hiçbir milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez.”

Anadolu kadınına selam olsun!

İstanbul’un İngilizlerce işgalini tanımadığını ilk duyuran yazar Halide Edip Adıvar’dır.

Sakarya nehri ile akan Sakarya kahramanı Nebahat Onbaşı’dır.

Her Türk kadını, taşıdığı cephane ıslanmasın diye çocuğunun battaniyesini cephanenin üzerine saran ve Milli Mücadele yolunda donarak şehit düşen Şerife Bacı’dır.

Her Türk kadını, Kastamonulu Halime Çavuş’tur, Hafız Selman Hanımdır. Kadınlardan oluşan birliğiyle cephe gerisinden 25 Yunan askerini esir alıp gelen, İzmir fatihi Erzurumlu Kara Fatma’dır.  Sakarya’da, ordularımızın önünden geri çekilen düşmanın arkasına sızıp, efelerin önünde çarpışırken tertemiz alnından vurulup şehit düşen efelerin efesi Gördesli Makbule’dir.

Kadın Demokratik laik Cumhuriyet’in çağdaş bir bireyidir. Ne kocasının ne babasının ne de bir başkasının malı değildir.  Kadın bir varlıktır ve kadınla erkek eşittir.

Bu ülkenin, her siyasi düşüncesinden, her inançtan, etnik kökenden, sosyal katmandan kadınları birleşip çocuk istismarcılarına af getiren utanç yasa önergesini çöpe atmadılar mı? Kadınlar bu mücadeleyi başardılar. Kadınların gücünü tüm dünya gördü. Bu gücü bu başarıyı unutmayacağız, unutturmayacağız.

Türkiye’nin mücadeleci kadınlarına sesleniyorum:  

Hangi konumda olursanız olun her birlikte toplumsal muhalefete önderlik edin,  gelin bir seferberlik başlatalım. Kadına karşı şiddeti, ayrımcılığı, istismarı bu topraklardan söküp atalım.

Çünkü biliyoruz ki, bir kadın gittiğinde yaşamın rengi gider, dostluk gider, insanlık gider, aydınlık gider. Ve bir kadın geldiğinde yaşama renk gelir, aydınlık gelir, özgürlük gelir, can gelir.

Kadına yönelik her türlü haksızlığa direnmeliyiz. Kadının emeğinin, bedeninin, kimliğinin sömürülmesinin kökünü kurutmalıyız.

Bu sözleri kadınlara güvenerek, inanarak, içtenlikle söylüyorum:

Kadınlar kazanacak, ülkemiz kazanacak…


yabanci dizi izle, canli bahis, canli casino, bahis siteleri, guvenilir bahis siteleri, tipobet365, tipobet, 

Üye Ol



Üye Girişi