Huriye Kuruoğlu

Prof.Dr., Ege Üniversitesi, İletişim Fakültesi Radyo- TV Bölümü Başkanı

huriye.kuruoglu@ege.edu.tr


04.04.2018
1686
6
Yazı Boyutu:    

“Örgütlü olmak iyidir. Yalnız olmadığınızı hissedersiniz.”

                                                                                                                                    N.Choamsky

Bu ayki yazımı yazmak üzere bilgisayarın başına oturduğumda kafamda üç konu vardı ve ben hangi konuda yazacağımı tam olarak kestiremiyordum  . Tam yazmaya başlamak üzereyken bir telefon geldi. Telefonun öbür ucundaki arkadaşımın sesi ağlamaklıydı. Benim de tanıdığım ve çok sevdiğim ortak bir arkadaşımızın trafik kazası geçirdiğini ve durumunun çok kötü olduğunu söylüyordu.  Birden kaza geçiren o muhteşem kadının yaşamı ve mücadelesi geldi aklıma ve O’nu yazmaya karar verdim.

Sistem, tüm aygıtları ve medya ürünleriyle, aile olmazsak yalnız ve mutsuz bireyler olacağımızı pompalar durur. Devletin tüm ideolojik aygıtlarını ve medya iletilerini çözümleyerek incelediğinizde görünmeyen kocaman bir elin size doğru sallandığını ve “bunları yapmazsanız kötü olur.” dediğini farkedersiniz. Yine aynı sistem, aynı aygıtları kullanarak örgütlü mücadelenin önüne bariyerler koymakta, bunun için her yolu kullanmakta ve bizi örgütlü olmaktan uzaklaştıran yaşam tarzları ve tüketim alışkanlıklarını dayatmaktadır. Artık örgüt dendiğinde sadece terör örgütleri anlaşılmakta ve sendikal mücadele yapan ya da yapmak isteyen insanlar pek çok insanın aklına gelmemektedir.

Bu muhteşem kadının yaşam öyküsü aslında sıra dışı bir insanın, bir kadının hayatını anlatır. Zira bu kadın yıllardır sistemin ve toplumun kadınlara dayattığı aile ve anne olmanın dışında bir hayatın mümkün olmadığı öğretisini reddedip aile kurmadan ve anne olmadan da pekala son derece insanlara ve topluma faydalı, son derece muhteşem bir hayat yaşanabileceğinin yaşayan canlı bir kanıtıdır adeta. Yaşı henüz ellilerinde olan bu güzel insan, bırakın kadını, günümüz Türkiye’sinde bir erkeğin bile biraz zor yaptığı bir mücadeleyi, sendikal mücadeleyi başarıyla sürdürdü.  Çok erkek olmasına rağmen hiç birine ya ısınamamış ya da güvenememişti. Bazen de içi ısınır gibi olsa da tuhaf bir şekilde cesaret edememişti. Sendikal mücadelesindeki cesaret, karşı cinsle olan, (belki de de olamayan) iletişiminde pek yoktu. Çok da önemsemiyordu. Genel olarak insan sevgisi ve sınıf mücadelesi hayatının merkezinde idi ve belki de özeline pek zaman kalmıyordu.

İzmir yakınlarında ailesiyle birlikte geçirdiği feci trafik kazasında aile yakınlarından biri hayatını kaybetmişti ve O’nu da çok ağır bir durumda hastaneye getirmişlerdi. Hastaneye yattığı gece bir saat içinde yüzlerce insan hastaneye akın etmişti.Eşi ve çocukları yoktu ama, yıllarca örgütlü mücadeleyi birlikte yürüttüğü veya O’nun kendileri için mücadele ettiğini bilen yüzlerce insan bir saat içinde hastaneye dolmuşlardı.  Bu üzücü olayda da görüldüğü gibi, sistemin örgütlü olmaktan korkusu sadece emek-sermaye çatışmasından da öte, kapitalist sistemin olmazsa olmazı aile ideolojisine verebileceği olası tahribattı.

O şimdi hastanede yaşam savaşı veriyor. Tüm mücadele ve yol arkadaşları ise beden, ruh ve yürekleri ile O’nun yanındalar. İnanıyoruz ki ilk fırsatta yine kürsülerde Jeanned’Arc edasıyla kitleleri aydınlatmaya ve coşturmaya devam edecek.

Sağlık ve sevgiyle kalın.


Üye Ol



Üye Girişi