12.03.2021
303
3
Yazı Boyutu:    
“Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya
Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
Bakıp kapatıyorlar
Geceye giriyor türküler ve ince şeyler”
Gülten Akın       
  
Kadınlar, kadın hakları, kadın örgütlenmesi, kadın dayanışması yazmaktan büyük heyecan duyarım. Yüreğim kabarır ansızın. Bir de yüreğimi yakan, şiddetten kadın ölümleri olmasa diye hayıflanırım.

Yaşanan her olay karşısında kadınların nasıl tavır takınması gerektiğini hep düşünür, dururum. Son bir yılımızı çalan Korona, Karantina günlerinde kadınların yaşadıkları zorluklara tanık olduk.

Kadına yönelik şiddet, dünyanın üstüne kâbus gibi çöken bu virüs karşısında bile hız kesmedi. Oysa insanın en güvendiği, huzur bulduğu yer olan evinde güvensizlik duyuyor, canından oluyorsa sorun çok derinlerdedir.

Sosyal medya paylaşımlarımda öldürülen bir kadın fotoğrafı koyup konuya dikkat çekmek istediğimde, dünyadaki kadın dostların sorularına verecek yanıt bulamıyorum. Kuşkusuz kadına yönelik şiddet dünyanın sorunu, biliyorum. Kadın dünyanın her yerinde hangi konumda olursa olsun şiddet karşısında yazgısı değişmiyor.

Örgütlü yapılarda çalıştığım, sorunun çözümü için örgütlü olmayı önerdiğim için kısacası ‘Biz’ olmayı yaşam biçimi seçtiğimden başkaca bir yolu ne biliyor, ne düşünüyor, ne de öneriyorum.

Kadına yönelik şiddetin önünü kesecek olan, eğitim, ekonomik özgürlük ve örgütlenmedir. İşsiz, güçsüz yoksunluk içindeki bir erkeğin yoksunluğunun ruhunda yarattığı utanç, öfkeye dönüşüyor, çocuklarının gözü önünde hayat arkadaşını, çocuklarının annesini öldürüyor. Erkeklerin öfkesini besleyen nedenlere yoğunlaşmalıyız. Hem erkekler hem de kadınlar olarak. Bunun yolu da eğitim, örgütlenme ve dayanışmadır.

Milyonlarca işsizin olduğu ülkemizde görüyoruz ki ekonomik sıkıntıya düşen insanlar akıl almaz işler yapıyorlar. Bu anlamda toplumun değer yargılarının hırpalandığına, çürüdüğüne tanık oluyoruz. Yoksulluk ve kültürel yoksunluk, hukukun kadın için ekonomik erişiminin zorlukları, erkek egemen toplum bakışı sorunu daha da büyütüyor.

Kadına yönelik şiddetin önüne geçmek, bu sorundan kurtulmak için uluslararası dayanışma, örgütlenmek, ülkeyi yönetenlere sıkıntıların, sorunun temel kaynaklarını anlatmak, birlikte dayanışma içinde bu sorunları aşmak gerekiyor.

Kadınların yarınlarda güven içinde yaşaması, başarı öyküleri yaratması için huzurlu bir ortam yaratmalıyız. Bu bir seferberlik içinde olmalı. Siyaset üstü sadece kadın dünyasına, haklarına duyarlılıkla yaklaşım, dayanışma göstermekle çözülebilir.
Ekonomik alanda onları teşvik etmek, örgütlemek, girişimci ruhlarını geliştirmek için kurslar açmak, yerel yönetimlerle işbirliği içinde olmak, sanatsal etkinliklere yönlendirmek, demokratik kitle örgütleri ile işbirliği, dayanışma içinde kadınların birikmiş potansiyelini gün ışığına çıkarmak gerekiyor.

Bazı belediyeler çeşitli kurslar açarak, kadınlara yeni ufuklar da açıyorlar. Kadının değişimin ve dönüşümün en büyük gücü olduğunu unutmamalıyız. Nitekim ülkemizde yetenekli ve ses duvarını aşan kadınlara sıkça rastlıyoruz. Öyle ki yaşamın her alanında varlıklarını sürdürüyor, hatta ülkelerini dünya haritasına başarıları ile taşıyorlar.

Yaşamın rengi olan kadınlara dayanışma göstererek geleceğe umutla bakmalarını sağlayabiliriz. Yeter ki onlara güvenelim, yaşamlarına olumlu dokunuşlarla katkıda bulunalım. Yaşamın her alanında söz ve karar sahibi olmalarını sağlayalım.

Unutmayalım ki Korona bunalımını en iyi atlatan ülkeleri yönetenler kadınlardır.  Dünyayı yöneten lider kadınlardan bize yansıyan yaşama bakışları, kadın duyarlılıkları, örgütlenme bilinçleri, dayanışma ruhları, hem ülkelerini dünyanın mutlu ülkeleri seviyesine çıkarıyor, hem de ülkelerini gönüllü elçi olarak dünyaya tanıtıyorlar.  

Kadının gücünden, birikiminden, toplumsal üretkenliğinden güç almayan hiçbir örgüt başarılı olamaz. Hiçbir siyasi yapı iktidarı kazanamaz.

 Örgütlü kadın mutlu kadındır.

Üye Ol



Üye Girişi