Berrin Gürçay Dilekçi

Kazete imtiyaz sahibi, başyazarı

berrind@kazete.com.tr


31.10.2019
910
14
Yazı Boyutu:    

Kadına yönelik şiddet o kadar arttı ki alenen partilere de sıçradı. Alenen diyorum; aslında her yerde var olan şiddet partilerin içinde de vardı ama görünür kılınmıyordu. Daha doğrusu erkek üyeler elbirliğiyle her şeyin üzerini örtüyordu.

KAZETE’nin kuruluş tarihi 1997. O günden beri yazdıklarımı incelediğimde gördüm ki bugüne kadar siyasi partilerde kadına yönelik şiddeti detaylı olarak kaleme almamışım.  Hatta kendi uğradığım şiddeti bile… Tabii ki korkumdan değil ama şimdi anlıyorum ki toplumda bu algının yükselmesini beklemişim.

Neden mi?..

Çünkü tıpkı aile içindeki şiddeti dışarı yansıtamamak gibi..Yani kol kırılır yen içinde kalır, misali.

Söylersen sen afişe olursun. Kim bilir ne yaptı da şiddete uğradı, diye. Yaftalanırsın, suçlanırsın ve de her şartta sen dışlanırsın!

Bugün beni tetikleyen İzmir Selçuk ilçesinin ilk kadın Belediye Başkanı CHP’li Filiz Ceritoğlu Sengel oldu. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çerçevesinde Şirince Köyü’nde halay çekerken aynı partiden eski belediye başkanı Vefa Ülgür’ün sözlü ve fiziki saldırısına uğradığı bomba gibi ortaya saçıldı.

Aslında bu olay halkın içinde olmayıp da kapalı küçük bir mekanda olsa hemen üstü kapatılır, yalancı şahitlerle olay örtbas edilirdi. Neyse ki; alanda ve halkın içinde yaşandı da partilerde yaşanan kadına yönelik şiddetin üstü kapatılamadı ve kamuoyuna yansıdı.

Öncelikle Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’e geçmiş olsun dileklerimi; olayın üstünü kapatmayarak kadın başkana sahip çıkan ve kadına yönelik şiddeti kınayan CHP İl Başkanı Deniz Yücel’e takdirlerimi sunuyorum.

Bu olay bana politik yaşamımda iki yıldan beri çektiğim acıyı ve bir kadın olarak etkisinden  hala kurtulamadığım aşağılanmayı tekrar yaşattı.

Ben de hayatımı adadığım CHP’de iki yıl önce Konak  İlçe binasında eski ilçe başkanı tarafından sözel ve hatta fiziksel boyuta varan şiddete uğradım ama maalesef yaşananlar dört duvar arasındaydı ve dört kişi ilçe başkanını zor zaptederek darp edilmemi önlemişti. Ancak ilçe başkanının beni kadın olarak aşağılaması hakaretler yağdırması yenilir yutulur gibi değildi. Yasalar bile “kadının beyanını esas alırken” olayın tanıkları hemcinsleri lehine ifade vererek benim uğradığım şiddeti görmezden geldiler. İl ve merkez yönetimleri şikayet dilekçelerimi yok saydılar.

İki yıl önce kadına yönelik şiddet konusunda duyarlılık toplumda olduğu kadar partilerde de gelişmemiş olacak ki eski bir Parti Meclisi üyesi olmama rağmen Genel Merkez’e gönderdiğim şikayet dilekçelerine hala yanıt alamadım.

Buna karşın şiddet uygulayan eski ilçe başkanı ise maddi yönden daha rahat politika yapması gerekçesiyle belediye şirketinde yönetim kurulu başkanlığıyla ödüllendirildi. 

Bir kadın olarak sormak istiyorum: “Biz kendi gücümüzle nasıl var olabiliriz, bu siyasi tabloda? “

Kadına yönelik şiddete karşı mücadeleye toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan erkekleri katmadan sorunu çözemeyiz.  Öncelikle de bu soruna Parlamento’nun ve siyasi partilerin sahip çıkması şart! Genel Başkanların kendi partilerinde kadın üyelere uygulanan taciz, sözel ve fiziksel şiddet ile siyasi şiddetin (kadınları aday yapmama ve kadınlar hakkında söz sahibi olmak) ortadan kalkması için yaptırım uygulanmasının zamanı geldi de geçiyor bile.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

CHP'li kadın Belediye başkanına eski CHP'li başkandan saldırı


Üye Ol



Üye Girişi