Berrin Gürçay Dilekçi

Kazete imtiyaz sahibi, başyazarı

berrind@kazete.com.tr


04.12.2017
614
5
Yazı Boyutu:    
5 Aralık- Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını kazanımının 83. yıldönümü. 83 yıldan beri kadınlar bu günü kutlar. Şimdilerde erkekler de bu kutlamalara katılmaya başladı ancak ben bir türlü akıl sır erdiremem karşı cinsin bu kutlamalara katılmasını. Herhalde günah çıkarıyorlar, diye düşünürüm hep.

Türkiye'deki siyaset herkesin birbirini hırpalamasıyla sürüp gidiyor; iktidarın muhalefeti, partilerin birbirlerini, erkeklerin kadınları, kadınların kadınları, vb... Ama bizim konumuz siyasi partilerde erkeklerin kadınlara bakış açısı nasıl okunuyor?

Erkek; yaşı, eğitimi, öğrenimi, statüsü, mesleği, siyasi düşüncesi ne olursa olsun, kadının siyasetteki varlığı onu hep tedirgin etmiştir. Hele bu kendi ailesi içinden biri ise hepten bir girdabın içindedir.

Siyasi partilerdeki erkekler statüleri ne olursa olsun kadınları ikincil görürler. Bu onlar için çok olağandır, farkına bile varmazlar! O kadar unuturlar ki, bazen evdeki karısına bağırdığı veya onu tersler gibi hareketlerde bulunurlar. Çünkü siyaset erkek işidir, diye kodlanmıştır beyinleri. Buna itiraz etseler bile bu eşitsizliği gidermek için bir çözüm üretmezler. 

Kadınları hep göz hapsinde tutmak isterler. Gelecek planlarını yaparken hangi kadınlarla çalışabileceklerse onları korur ve kollarlar. Siyasetin bu sıkışıklığı ve çıkmazı içinde kadınları da birbirine düşürmeyi ihmal etmezler.

Erkekler her türlü ahvalde birbirlerini tutar, korur ve dayanışırlar. Siyasette erkeklik egoları çok güçlüdür. Onlar için çok güçlü bir kadına karşı en güçsüz erkek yeğdir. Kadına hakim olamayacağı korkusunu yaşar hep.

Kadınlara, siyasetin sahibi olduklarını ve siyasi hayatlarının kendilerinin iki dudağı arasında olduğunu hissettirirler. Kadına özgür alan bırakılmaz, ya denetleyemezsek, diye.  Doğal olarak en güçlü bir kadın bile bu psikoloji ile yoğrulur. Hep tedirgindir..Ya seçilemezsem..!
30 Kasım- 1 Aralık  tarihleri arasında İstanbul'da Kadın Zirvesi yapıldı; adı da Eşitlik için Adalet..Bine yakın kadın gelmişti hem de kendi istekleriyle ve kendi paralarıyla. Kadınlar partili veya partisiz, STK larda çalışan ve sosyal hayatın içinden kadınlar. Hepsi bir ağızdan haykırıyordu: Eşitlik olmadan Adalet olmaz, diye. Canlarının çok yandığını yüreğimde hissettim, tıpkı benim gibi..

Zirvenin baş konuğu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu idi. Sakinliği ve sevecenliğiyle gelmişti söyleşiye ama biraz tedirgin olduğunu hissettim. Çünkü Kılıçdaroğlu yerel seçimler sonrası tüm örgütlerden gelen geniş katılımlı, yüzlerce kadın partilinin yaptığı toplantıya katılmış ve kadınların isyanına şahit olmuştu.

CHP Lideri, her iki toplantıda da kadınların kırgınlığının kızgınlığa dönüştüğünü, kadınların siyasette kabuğunu kırmak için kararlı olduğunu, daha fazla ertelemenin hem kadınlara hem de ülkeye zarar vereceğini, artık erkeklerin kadınlara uyguladığı her türlü şiddete son verilmesi gerektiğini bütün çıplaklığı ile gördü. Darısı tüm erkek siyasetçilerin başına.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası eylem günüyle, 5 Aralık Kadının Seçme ve Seçilme Hakkını  elde edişinin yıldönümünü ardarda yaşadığımız şu günlerde ev içi şiddetin yanısıra parti içinde kadınlara uygulanan her türlü sözel ve fiziksel   şiddetin son bulması, bu tür olayların erkek dayanışmasıyla sümen altı edilmemesi, şiddeti uygulayanın hangi makamda olursa olsun cezalandırılması,
KADINLARIN OLMAZSA OLMAZ GÜVENCELERİNDEN BİRİDİR. 

Sayın Kılıçdaroğlu, bir od ateşi yakın; EŞİTLİĞE giden yolda kadınlar için ADALETİ siz sağlayın.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                   

Üye Ol



Üye Girişi