Songül Sallan Gül

Süleyman Demirel Üniversitesi, Prof.Dr. Sosyal bilimci

songulsallangul@yahoo.com


24.11.2020
878
18
Yazı Boyutu:    
Sayın İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu, Polis Akademisi Anıttepe yerleşkesinde, Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Değerlendirme Toplantısında çok önemli açıklamalar yaptı. Basınımız 23 Kasım 2020 tarihinde Bakanın açıklamalarını son dakika haberi olarak manşetle, kırmızı puntolarla duyurdu. Gazeteleri okuyunca içim bir rahatladı,bir rahatladı ki sormayın!

Bakanın açıklamalarının tam metni yayınlanmadı ama çeşitli basın kuruluşları konuşmayı farklı boyutlarıyla yazdılar. Konuşmanın özeti; erkek cinsinin bir ağabeyi olarak Sayın Bakan erkekleri, kadına yönelik şiddet konusunda uyarmış ve“Kendinize gelin!” demiş. Sorunun esas çözümünü ataerkil bir zihniyet değişimi için yapılması gerekenler de değil de, erkeklerin geleneklere uymaları ve büyük sözü dinlemelerinde bulmuş. Aman ne güzel!

Kadınlara şiddet uygulayan erkeklere seslenen Sayın Bakan: “Nereden çıktı bu kadına şiddet, kadın cinayeti? Erkeklere sesleniyorum; kendinize gelin, yahu. Fiziksel olarak güçlü olabilirsiniz ama neyi tatmin ediyorsun, neyi koruyorsun, neyini sağlıyorsun, hangi duygunu yüceltiyorsun? Ayıptır. İşin kanuni boyutu ayrıdır ama bizim toplumumuzda çocukluğumuzdan beri analarımızın söylediği söz 'ayıptır bir daha yapma…'" demiş.

Kendi cinsinin bir temsilcisi olarak, bir ağabey gibi seslenmiş, söz dinlemeyen erkeklerin kulaklarını çekmek istemiş. Ne var bunda adam çok samimi açıklamalar yapmış. Erkeklerin, evlerindeki kadınları ve kız çocuklarını, eski ya da boşanmak isten eşlerini, kendileriyle sevgili olmayı istemeyen, kendilerini reddeden kadınları, hatta hiç tanımadıkları kadınlara bile şiddet uygulama hakkını kendinde gören söz dinlemez erkekleri uyarmış, hatta sitem etmiş. Keşke daha önce aklına gelseydi bu çözüm Sayın Bakanın.

Tüh niye diğer politikacılarımızın aklına gelmemiş bu çözüm. Aileden sorumlu olagelmiş bakanlarımız da, anne, bacı, kardeş olarak kadına şiddet uygulayan erkeklere “yapmayın, etmeyin, nereden çıktı bu? Bizim geleneğimizde kadın dövmek yok!” deselermiş keşke zamanında. Ama onlar kadın, değil mi? Olmazdı! Bu açıklama ancak güçlü, abi olarak gördükleri onları koruyup kollayan, toplumun güvenliğinden sorumlu İçişleri Bakanlığı gibi siyaseten çok güçlü bir ağabeylerinden gelince ancak o zaman erkekler, ailenin içişlerinde söz dinlerler!

Bakanın toplantısından çıkardıklarımız arasında zaten bizim toplumun erkekleri daha önce kadınları dövmezmiş (duyda inanma! Derler buna en hafifinden). Şiddet uygulamazmış, yani geleneklerine bağlılarmış bu toplumun erkekleri. Kadınlardan fiziksel güç yönünden güçlü olan erkeklerin (!) halt yemesiymiş, kadına yönelik şiddet uygulamak, eviçi şiddet meselesi. Sayın Bakan bilmiyor sanırız. Muhtemelen daha önceleri erkekler karılarını, kızlarını döverken iz bırakmazlarmış, öldürmezlermiş, korkuturlarmış zahar! Ne oldu da şimdi öldürüyorlar, kadınları boğuyorlar, vahşice parçalara ayırıp ya çöp konteynırlarına atıyorlar ya da yakıyorlar. Bazıları da sadece ayrıldığı karısını değil tüm aileyi hedef alıyor, çocuk, genç, yaşlı demeden! Bir nefret ve kadın düşmanlığıyla, tüm erkekler adına kadınların gözünü korkutmaya çalışarak öldürüyorlar…

Nereden öğreniyorlar canım bu canilikleri! Bizim toplumuzda öyle şeyler olmazdı, kesin uzayda çekilen dizilerden, filmlerden herhalde. Yoksa bizim toplumun erkekleri geleneklerine çok bağlıdır, büyüklerine çok saygılıdır. Anne olan kadınları kutsarlar. Aaa! Olur mu, kutsal olana dokunulur mu? Çarpılırsın valla! Kesin ya şeytana uyuyorlar ya da Batılı münafıkların etkisinde kalıyordur bunlar. Bizi kıskananların oyunu da olabilir… Hele ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddet, günümüzde yaygın olan dijital şiddet, ısrarlı takip gibi şeyleri bilmezler bu toplumun erkekleri. Eskiden teknoloji, cep telefonu mu vardı ki, bilsinler öyle değil mi?

Tüh daha önce aklına gelseydi keşke Sayın Bakanın bu fikir, mesela İçişleri Bakanı olduğu ilk gün yapsaydı bu açıklamayı. Adalet Bakanın da işi azalırdı. Ne o öyle o, yerli bile olmayan İstanbul Sözleşmesi'ni ve geleneğimize aykırı olan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu uygulamak zorunda kalıyorlar. Neymiş karısını dövdü diye evin vefakar erkeklerini kendi mülklerinden uzaklaştırıp, itibarlarını sarsıyorlar! Öyle. Neymiş şiddet uygulayanı kendi konutundan uzaklaştırmak, şiddet gören kadını, çocuğu koruyacağım diye bir sürü masraf yapılıyor!Ne gereği var canım!Bizim kendi yerli çözümlerimiz var, kardeşlik ruhu (erkeklik ittifakı) içinde cinsinin gelenek tanımaz, şiddet düşkünü erkeklerini uyarmak yeterli olur aslında.

Keşke kardeşlerini daha önce uyarmak akıllarına gelseydi! Ama neden uyarmadı, sorun bakalım? Aslında Bakan, geçen yılın ilk 10 ayında 308 ve kadın cinayeti olduğunu ve 2020'de aynı sürede 234 kadının öldürüldüğünü açıklamış, yani kadın cinayeti sayısı % 22 azalmış! Herhalde ondan. Gerçi Pandemi döneminde eviçi şiddete uğrayan kadın sayısı oldukça artı ama çok şükür kadın cinayetleri azalmış! Ben İçişleri Bakanlığı’nın ve Sayın Bakanın yalancısıyım vallahi. Sayın Bakan’a bir hatırlatma yapalım. Ama kendi açıklamasına göre de 2019 Aralık ayı sonunda kadın cinayeti sayısı 322’yi bulmuş! Merak etmesin bizim erkeklerimiz bu sayının altında kalmazlar. Damarlarındaki ataerkil kan kadınları öldürme azimlerinde onlara güç verir!

Ben de buradan kadına şiddet uygulayan, geleneklere uymayan erkeklere sesleniyorum. Abinizin sözünü dinleyin lütfen. Üzmeyin Bakanımızı, ayıp etmeyin! Şu kötü 6284 sayılı yasayı uygulamak zorunda bırakmayın ve uğraştırmayın İçişleri ve Adalet Bakanlarımızı. Zaten bu yasa da geleneğimize aykırı değil mi? Sanırım bir zamanlar Sayın Bakan bu açıklamayı yapmıştı! Keşke çözüm bu kadar basit olsa değil mi? Bizde kafa patlatıp, araştırmalar yapıyoruz. Eviçi şiddettin nedenleri, sonuçları ve çözüm önerileri ne olmalı diye? Oysa ataerkilce büyük ağabeylerin sözünü dinleseler erkekler, sorun çözülüverecek!

Üye Ol



Üye Girişi