Berrin Gürçay Dilekçi

Kazete imtiyaz sahibi, başyazarı

berrind@kazete.com.tr


26.11.2018
427
6
Yazı Boyutu:    
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ nedeniyle Türkiye'de kadınlar bir haftaya yayılan  etkinliklerle, kadına yönelik şiddeti protesto ettiler taleplerini dile getirmek için sokaklara, alanlara çıktılar.

Hala toplumun yarısının en büyük meselesi olan kadına yönelik şiddetin önünün alınması için bir dizi uluslararası  sözleşmeye imza koyan, bu yönde yasalar çıkarıp genelgeler yayımlayan iktidarın kolluk kuvvetleri ne yaptı?  İstanbul  Taksim'de seslerini duyurmak isteyen kadınlara şiddet uygulayarak   gücünü göstermek istedi. 

25 Kasım'dan bir kaç gün önce kadına yönelik şiddeti önlemedeki çaresizliklerini "2017'de 133 bin 809 kadının, bu  yılın ilk 7 ayında ise 96 bin 417 kadının şiddete maruz kaldığını ve bu kadınların 393' ünün hayatını kaybettiğini rakamlarla belirten İçişleri Bakanı, nasıl bir açıklama yaptı 25 Kasım'ın ertesinde:

"Kadın istismarı" konusunda bir "Hevesliler grubu" var. Kadına şiddete karşı eylem gününde kanuna aykırı eylem yapıp,  güya kadına şiddet olduğunu hem Türkiye'ye hem bütün dünyaya göstermek isteyen her zaman bir istismarcılar grubu hep  mevcut. Her zaman da aynı tipleri görüyoruz"diyerek Taksim'deki kadınlara uygulanan polis şiddetini haklı kılmaya çalıştı.

Aslında Bakan Soylu'nun asıl hedefinde yine HDP vardı."Hevesliler grubu" sözüyle ne kastediyordu?

"Terör örgütlerinde bir şey gördüm; o da kadın istismarı ve çocuk istismarıdır. PKK terör örgütü 13- 14 yaşındaki  çocukları ailelerinin yanından alıp dağa götürüyor. Kadına şiddet, kadına taciz konusunda bir tek HDP'li  milletvekilinin bu konuyu gündeme getirdiğini gördünüz mü? Göremezsiniz; çünkü patronları kızarlar. 'Kadını  özgürleştireceğiz' adı altında kadını bir tecavüz metası olarak Kandil'de kullananların yüzlerine bunları vurmak lazım.  Kadın ve kadın örgütleri üzerinden bütün bunları yapmaya çalışan bir anlayış söz konusu" diyordu İçişleri Bakanı Soylu..

Bu iddialar yenilir yutulur gibi değil.

Günümüzde evleri aşıp sokaklara taşan kadın cinayetlerinin önlenmesi konusunda acilen  önlem alınması gerekirken, sorunu başka yerlere çekip gündemden uzaklaştırmak İçişleri Bakanı’nın görevi olmamalı. Aksine ortaya attığı iddiaları dedikodu boyutundan çıkarıp,  gereğini yapmalı. Soylu'nun bu sözlerinden dolayı tüm kadınlara bir özür borcu olduğunu düşünüyor ve bekliyorum. 

Fransa'da hükümetin akaryakıt fiyatlarına getirdiği zamları protesto eden 'Sarı Yelekliler'in günlerdir süren sokakları  ateşe veren eylemlerini ülkenin Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bile terör hadisesi saymazken, Türkiye'de kadınların 25  Kasım’da masumane hak arayışlarını Erdoğan’ın İçişleri Bakanı’nın sırf "Taksim’e çıktılar" diye terör hareketi olarak  nitelemesi, yerel seçimler yaklaştıkça muhalefetin iplerinin daha da gerileceğinin göstergesi sayılabilir.

Amaç yerel seçimlere kadar HDP’yi köşeye sıkıştırmak, Cumhur ittifakı karşısında özellikle büyük kentlerde güçlü bir  muhalefetin oluşturulmasını engellemektir. Bakan Soylu’nunda Taksim’de yasak delerek kadına yönelik şiddeti protesto  eden kadınları terör örgütleriyle bağdaştırmak istemesinin temelinde yatan budur. 

Hem  bir buçuk yıl içinde 393 kadın erkekler tarafından öldürüldü, diyerek  kadına  yönelik şiddeti kabul edeceksiniz . Hem de kadına yönelik şiddet olduğunu hem Türkiye'ye hem bütün dünyaya göstermek isteyen her zaman bir istismarcılar grubu olduğunu söyleyerek “Türkiye Kadın Hareketi’ni baltalayacaksınız.

Olmadı Bakan Bey.. Gerçekleri biraz da terör gözlüğünü çıkarıpta görün.

İLGİLİ HABER


yabanci dizi izle, canli bahis, canli casino, bahis siteleri, guvenilir bahis siteleri, tipobet365, tipobet, 

Üye Ol



Üye Girişi