Songül Sallan Gül

Süleyman Demirel Üniversitesi, Prof.Dr

songulsallangul@yahoo.com


06.10.2018
607
8
Yazı Boyutu:    
Birkaç gün önce Adana’da 14 yaşındaki bir çocuğun evlendirildiğine ilişkin bir ihbar üzerine kamusal yetkililer yerinde bir müdahale yaparak, genç kızı koruma altına aldılar. Adını koymak gerekirse bu çocuk istismarı. Okul çağında, oyun çağında olan bir çocuk gelenek adı altında evlendirilmek isteniyor. Aslında bu durum ülkemizde kanayan bir yara ve kanamaya da devam ediyor. Yasalarımız çok açık, 15 yaşının altındaki kız çocuğu ailesinin rızası bile olsa evlenemez, evlendirilemez. Ama sözde gelenek adına 14 yaşındaki kız çocuğunu ailesi evlendirmek istiyor, düğün dernekle… Günümüz Türkiye’sinde bu zihniyet karşısında yasayı uygulamak çok zor, kamu otoriteleri için bile, cesaret istiyor… Ama Adana Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü yetkililerini ve ihbarda bulunan duyarlı vatandaşı kutluyoruz. Göz yummadılar ve yasal olarak yapılması gereken yapıldı. Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz ve çocuk yaşta zorla evlendirilen kız çocuklarının, kendilerinden yaşça hayli büyük erkeklerle, hele de akrabalarıyla evlendirildikleri ortada. Aslında bu çocuk istismarı ve artık bunu görmezden gelmemeliyiz. Adını “çocuk gelin” olarak koyarak meşrulaştırmaktan da vazgeçmeliyiz. 

Bu süreçte okutulmayan kızlarını beslemeyi, fazla bir boğaz olarak gören geleneksel zihniyetin etkisini de görmek gerekli. Yoksulluk ama daha çok cahillikle beslenen bu zihniyet, çok küçük yaşlarda kız çocuklarını hemen baş göz etme ve namus belasını bir başka aileye, erkeğe devretme telaşında. “Karnında sıpa, sırtında sopa” anlayışı 21. Yüzyılda da devam ediyor. Aslında bu anlayış çocuk istismarlarının da nedeni. Ya çocukları istismarcılarıyla evlendiriyor aileler ya da cinsel istismarları saklamaya çalışıyor. Ama sonuç kız çocukları için değişmiyor, erken yaşlarda istemleri dışında evlendiriliyor. 

Aileler namus adına cinsel istismarları saklıyor, üstünü örtüyor. Suç cezasız kalıyor. Aslında korudukları sadece istismarcı değil, bir yanlış anlayış, cahillik, erkeklik zihniyeti ve bunu gelenek ve din adına meşrulaştırma. Yapanın da yanına kar kalıyor. 

Cinsel suç bir güç, iktidar alanı ve yaptığı yanına kalan erkeklik anlayışı diğer çocuklar için tehlike olmaya devam ediyor. Suçu işleyen kişi de bir sonraki mağduru gözüne kestiriyor. Sonrası mı? Kayıp kız ve erkek çocuklarının cesetleri bulunuyor, bedenleri parçalanmış olarak.

Cinsel istismarı yapanlar, suçunu örtmek için çocukları öldürüyor. Onlar o kısacık yaşamlarının sonlarında tecavüz edilerek, işkence edilerek ölüyorlar. Bu durumda istismarcılar kadar ailelerin bakış açısı da sorgulanması gereken bir gerçeklik olarak karşımıza çıkarıyor. İstismarı deşifre etmek yerine, saklamayı tercih ediyor genelde aileler. Oysa saklamanın anlamı bir başka çocuğun daha istismarına zemin hazırlamak, sessizce izin vermek demek aslında! Suçun cezasız kalmasına ortak olmak! Olayları saklayan, korkan çocuklar ve aileleri, çocuklarının geleceklerini hep birlikte çalıyorlar! Mücadele etmek yerine sinmek ve çözümü istismara uğrayan çocuğu cezalandırmakta buluyor. Onları yalnız bırakıyorlar. Namuslarını temizlediklerini düşünerek, cinsel istismara, tecavüze uğrayan çocuğu istismarcısıyla evlendirmeyi göze alabiliyorlar…

Bu anlayış öyle bir sarmal ki, sadece okumamışlıkla, cahillikle ya da yoksullukla açıklanamaz. Cahili kâmili, fakiri zengini hepsi işliyor bu suçu. Cinsel istismarının saptanması ve cezasız kalmaması gerek, birçok saklanan, üstü örtülen ve cezasız kalan vaka var. Okullarda, spor merkezlerinde, turnuvalarda, film setlerinde her yerde... Okulda erkek öğretmeni tarafından taciz edilen kız öğrencilerin, turnuvada antrenörü tarafından tacize uğrayan erkek öğrencilerin haberleri yer alıyor basınımızda!

Sorun yetişkin bireyin, kutsanan ve şımartılan erkeğin, savunmasız, savunsa da inanılmayacak kişilere, kadınlara, gençlere, erkek-kız çocuklara yönelmesi. Yitirdiği iktidarını kazanma ya da iktidarının tadına varma hevesi. Bunun cezasız kalacağı ihtimalinin olması ise bu tür vakaların sayısını artırıyor maalesef!  Bu hastalıklı zihniyetten çocukları korumamız gerekli. Onlar çocuk, oynamalı ve geleceklerini sağlıklı ve eşitlikçi inşa etmek için okula devam etmeli. Bu hepimizin görevi. Adana’daki son olayda bu olmadı ve 14 yaşındaki kız çocuk koruma altına alındı. Sessizin sesi oldukları, umutlu olmak için bize neden verdikleri için görevlileri tebrik etmeli.

Üye Ol



Üye Girişi