Songül Sallan Gül

Süleyman Demirel Üniversitesi, Prof.Dr

songulsallangul@yahoo.com


03.05.2018
588
5
Yazı Boyutu:    
Seçimler yaklaşıyor. 24 Haziran’da bir yandan Cumhurbaşkanı seçimi, diğer yandan da milletvekili seçimleri yapılacak. İttifakların konuşulduğu şu günlerde seçim yarışının bir rejim sorunu etrafında döneceği, rejimin kurucu öğesinin ise erkekler olduğu görülmekte.

Cumhurbaşkanı adayları arasında kadın olarak sadece bir aday var. Seçim arifesinde cinsiyet eşitliği sorunu, kadın adayların adaylık başvuru ücretinin erkek adaylardan daha düşük tutulmasıyla özdeş görülüyor gibi, şimdilik.

İktidarın seçim vaatlerinde emekliye, öğrenciye, kadro bekleyen ücretli öğretmene vaatler var ama kadınlara bir şey yok… Olacak gibi de görünmüyor. Onlar evlerinde yaşlı, engelli ve çocuk bakımında çok iyiler, otursunlar geleneksel rollerini yapsınlar, istenen bu. Ne de olsa siyaset erkek işi, değil mi?

Siyasette lider sultasının egemen olduğu ülkemizde kadınların siyasal iradesi ve temsili erkek liderlerin inisiyatifine kalmış görünüyor. Onlar da siyasette kadınları çok da istiyor görünmüyor. Bu sefer bir kadın mucizesi olur. Umarız bu kadar hayati bir seçimde sonuç kadınlardan ve kadın adaylardan yana olur, bu sefer…

Geçtiğimiz son 16 yılında, AKP’li yıllarda, siyasetin ibresi kadınlardan yana çok olumlu olmadı. Kadın erkek eşitliğine inanmayan bir zihniyet, “farklı ama eşit” olunamayacağı düşüncesini dinsel fıtrat anlayışına bağlamak istedi. Eril zihniyetin egemen kılındığı bir dönemin kaybedenleri arasında kadınlar öne çıktı. Bunun açısını çocuklar da çekti bu ülkede.Tacizler, istismarlar çocukların yakasını bırakmadı…

Kadınların yaşam biçimlerine hep karışıldı. Yaşamdaki yerleri ve rolleri ev içinde annelik üzerinden tanımlanan kadınlar, açık-kapalı, dul-boşanmış gibi dikatomilerde ikiye ayrıldı; hiyerarşiye sokulmak istendi ve ayrıştırılmak istendi hep.

Kadınlar, olanlara biçilen rollerle kabul edildi. Uslu, söz dinleyen, ev işlerinde iyi olmaları beklendi. Ama kendi yaşamı üzerinde söz hakkı isteyen kadınlar tehdit edildi, şiddet gördü hatta yaşamını riske attı. Kadın cinayetleri tavan yaptı. Kadınlar evde, sokakta, markette, otobüste şiddete uğradı…

Şimdi siyasette önemli bir dönem ve kadınların iradeleri seçimde rol oynamalı. Siyaset bir temsil sorunu ise, eksik temsil karşısında kadınların iradelerini tam ortaya koyma zamanı. Aday belirleme süreçlerinde genel başkanlara baskı yapmalı kadınlar.

Siyaset oyununun akışını etkilemeli, hatta değiştirmeli kadınlar.

Madem siyasette çatı dönemi, o halde kadınların çatısı da her alanda eşitlikten yana olmalı. Kadın temsilinden yana olmalı. Çünkü siyasetin çatısı demokratik rejim ve değerleri benimseyen adaylardan ve cinsiyet eşitliğinden yana olanlardan yana olmalı.
Seçimlerde sadece aday belirleme sürecinde değil, adayların seçilme şansı olan sıralarda yer alması için de siyasi partilerdeki süreç takip edilmeli.

En büyük iş Sayın Akşener’e düşüyor. Kadın aday olarak kendi partisinde kadınlara karşı pozitif ayrımcılık yapmalı ve diğer muhalefet partilerine örnek olmalı ve teşvik etmelidir. Böyle bir tutum, siyasette eksik temsil sorunun çözümüne büyük katkı sağlayabilir… 

Üye Ol



Üye Girişi