Berrin Gürçay Dilekçi

Kazete İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı

berrind@kazete.com.tr


22.07.2020
663
8
Yazı Boyutu:    

Hepinizin hayatında bir PINAR vardır...

Kızınız, torununuz, yeğeniniz, kuzeniniz, gelininiz, arkadaşınız veya komşunuz...

27 yaşında, üniversite öğrencisi...

Hayat dolu, hayalleri olan, her genç kız gibi aşık olan...

Ama bu yaşadıklarının yanı sıra önce okulunu bitirip hayata tutunmak için yanıp tutuşan...

Ve yaşamı mücadele içinde geçen bir Pınar"ı yaşatamadık...

Hem de ülke olarak! Gözümüzün içine baka baka kayıp gitti elimizden.

Toplumun yarısı can güvenliği sorunuyla karşı karşıya ama ne toplumun diğer yarısı erkeklerden ne de ülkeyi yönetenlerden ses yok, olanlar da çok cılız.

Soruyorum size “bu sadece biz kadınların sorunu mu?”

Kadın cinayetleri “politiktir”

Türkiye”de kadına yönelik şiddet haberleri otuz yıl önce duyulmaya başladı. “Bağır herkes duysun” kampanyasıyla kadınlar cesaretlendi ve yavaş yavaş bu çemberi kırmaya başladılar. "Dayak yiyen değil, dayak atan utansın” diyerek şiddeti kamuoyuyla paylaştılar. Ama ülkemizde kadına yönelik şiddet hep vardı, tecavüz ve ensest ise çok yaygın olmasına rağmen her zamanki gibi tabuydu.

Kadınların mücadelesiyle şiddete karşı bilinç arttıkça, hükümet yasal düzenlemelerle önce 4320 sayılı Aileyi koruma yasası , bundan 8 yıl önce de 6284 sayılı Ailenin korunması ve kadına şiddetin önlenmesi yasasını çıkardı. 2014 yılında ise hepimizin duyduğu ama yüzde 50'mizin ne anlam taşıdığını bilmediği İstanbul Sözleşmesini uygulamaya başladı.

Hükümet imzaladığı bu sözleşmeyi topal ördek misali uygular gibi görünerek taahhütlerini yerine getirmedi. Üstelik her yıl kadın cinayetleri daha da artmaya başladı. Son yıllarda ise neredeyse kadınların öldürülmediği gün yok gibi.

Peki bu durum karşısında halkımız ne yapıyor: Cinayet haberini alınca sosyal medya iki gün yıkılıyor. Ondan sonra sanki hiç yaşanmamış gibi unutuluyor yani ateş düştüğü yeri yakıyor.

Kadınların birey olmasına tahammül edemeyen hükümet, öldürülen kadın için sadece taziye mesajı yayınlıyor. Katil mahkemede iyi halden indirim alıyor. Ülkemizde kadınlar sokak ortasında hunharca katledilmesine rağmen hükümet kadınları şiddetten, ölümden korumak için imzaladığı İstanbul Sözleşmesinden ayrılmak istiyor!

Gelelim muhalefete: 

Siyasetin dönüştürücü gücü olan muhalefet tüm kararlılığıyla devreye girmiyor. Türkiye'nin temel meselelerini önceleyerek, politikalar ortaya koyarak toplumun önüne düşmesi gerekirken oy kaygısıyla içe dönük politika izliyor. Siz hiç muhalefet partilerinin kadınıyla erkeğiyle gümbür gümbür kadın hak ve özgürlükleri konusunda umut yarattıklarını gördünüz mü?

Türkiye'de siyaset kadınlar üzerinden yürütülüyor ama siyasetin alanını kadınlara açmıyorlar. Erkek egemen siyasetin oyununu bozmak ise yine biz kadınlara düşüyor.  

Kazanılmış haklarımızın elimizden kayıp gitmesine izin vermeyelim... 

Tüm siyasileri mesaj yağmuruna tutalım...

Ta ki sesimiz duyuluncaya,  onları uyandırıncaya kadar!









Üye Ol



Üye Girişi