Songül Sallan Gül

Süleyman Demirel Üniversitesi, Prof.Dr. Sosyal bilimci

songulsallangul@yahoo.com


16.11.2013 - 19:51
3206
2
Yazı Boyutu:    
 
 
Ülkemizde kadına yönelik şiddet türleri arasında son yıllarda daha fazla karşımıza çıkan ve bir türlü önlenemeyen aileiçi şiddetle mücadelede ŞÖNİM’lerin rolü oldukça tartışmalı.
 
Halen kadınları koca dayağına razı eden ve eve döndürmeyi hedefleyen ataerkil bakış, siyasal iktidar ve bürokrasi tarafından itinayla ŞÖNİM’lerde de uygulanmakta. ŞÖNİM’lerdeki çalışmalar, kadınları güçlendirme çabalarına değil, aileyi şiddet uygulayanla kadını ailede bir arada tutacak ‘arabuluculuk’ çabalarına odaklanıyor. Aileiçi şiddetin temel nedeni olan toplumsal cinsiyet temeli göz ardı edilmekte ve sığınamevlerinin evrensel ilkeleri yok sayılmakta. Şiddetin nedenini yoksullukta arayan bu nedenle de geçici sosyal yardımlarla aileyi sözde rahatlatacak önlemlerle, bir oyalama taktiği sürüp gitmekte.
 
Eski kurumlar yeni adla bir gecede yaptım oldu, tavrı ile karşımıza çıkarılmakta. Aileiçi şiddetle mücadele etmek durumunda kalan iktidar, ŞÖNİM adıyla “eski şarabı yeni şişede sunmaktadır. Var olan ve iyi işlemesine izin verilmeyen, sosyal hizmet anlayışından ve sosyal hizmet uzmanlarından giderek uzaklaşan, neredeyse Milli Eğitimin arka bahçesi haline gelen bir SHÇEK modeliyle (Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlükleriyle) yola devam etme kararı alınmış gözükmektedir. İktidarın şiddeti önleme konusunda istekli görünme tavrı, ŞÖNİM’leri politik bir tavırla topluca açma şeklinde karşımıza çıkmaktadır.
 
Kısa adı ŞÖNİM olan Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezleri, özellikle Ankara modeli üzerinden cilalanarak sunuldu. Ama ne zaman, nerelerde ve neye göre kurulacağı belirtilmeden 14 pilot ilde; Ankara, Adana, Antalya, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Gaziantep, İstanbul, Trabzon, Mersin, Malatya, Samsun, Şanlıurfa, İzmir’de uygulanma başlatıldı. Şimdi bu merkezlerin hali ve konumu nedir?  Yine ŞÖNİM’lerin 14 pilot il dışında nasıl işleyeceği de belli değil. Diğer illerde eski düzen aynen devam etmekte. Aslında görünüşte bu merkezileşme aileiçi şiddeti yaşayan kadınları ilk anda travmadan kurtarmayı ve destek hizmetlerini bir elden yapmayı amaçlayan bu girişimdir. Ama SHÇEK’lerin (Aile Sosyal Politika Bakanlığı İl Müdürlüklerinin) var olan kurumsal yapısı ile personel yapısı ve olanaksızlıkları göz önüne alındığında, bu haliyle kadınlara yarar üretmekten çok, zarar verecek bir hal kazanabilir. Zaten iş yükü altında boğulan il müdürlükleri bu yönetmelikle daha da işlemez hale getirilmektedir. Politikleşme boyutu ise şimdiden kendini göstermiş durumda. Pilot illerin çoğunda aile danışma merkezlerinin tabelaları bir gecede değişmiş ve törenlerle adları ŞÖNİM olmuş, erkek bürokratların gövde gösterileri ve büyük nutuklarıyla davul-zurna ile açılmışlardır. Yani, toplu konut, toplu sünnet ya da toplu nikâh töreni gibi siyasi şova dönüştürülmüştür. Aileiçi şiddeti önlemede bir fark yaratmış mıdır? Sorunun cevabına evet demek ise, oldukça zor.
 

ŞÖNİM’lerde şiddete uğrayan kadınların risklerden (şiddeti gerçekleştiren kocalar ve akrabalardan) korunması için düşünülen güvenlik önlemleri de ayrıca sorgulanmaya değerdir Güvenlik düzenlemeleri kadınların mahremiyet haklarını ihlal ettiği gibi, şiddet uygulayan erkekten çok şiddet mağduru kadını caydırıcı niteliktedir. Kadın sığınmaevlerinde olduğu gibi, şiddet mağduru kadınları güçlendirmekten oldukça uzaktır. ŞÖNİM’ler, ‘kaş yapayım derken göz çıkarma’ durumuyla karşı karşıyadırlar. Nitekim pilot bazı illerde bürokratlar (Şanlıurfa’da olduğu gibi) illerinde aileiçi şiddetin azaldığını gösterme yarışına girmiş durumdadırlar. Bu da bağımsız kadın örgütlerinin dile getirdikleri gibi, bu haliyle bu merkezler, şiddeti önlemek yerine şiddeti gizlemeye yönelik birer kurumsal yapı haline dönüşecek ya da koruyucu ataerkilliği pekiştirmeye yarayacaktır


Prof.Dr., Süleyman Demirel Üni.,Fen edebiyat Fak. Sosyoloji Blm.

 

 

 


Üye Ol



Üye Girişi