Berrin Gürçay Dilekçi

Kazete İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı

berrind@kazete.com.tr


05.11.2014 - 08:32
790
1
Yazı Boyutu:    

 

Seçimler geliyor.

“Haydi! Kadınlar sokağa..” demeden önce siyasi partilerin oturup iyice düşünmesi lazım.

Kadınların Türkiye’de politika alanında eşitsiz uygulamalara maruz kaldığı bir kez daha  Dünya Ekonomik Forumu (WEF)   tarafından kanıtlandı. Uluslararası kuruluşun  yayımladığı Global Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda 142 ülke arasında Türkiye politik arenadaki gücünden sadece 0.88 puan ile 113’üncü sırada yer aldı.

Sözün kısası: Avrupa ve Orta Asya'da Türkiye eşitsizlikte birinci.

Öncelikle bu sorunun aşılması şart!

Ancak, iktidar ve bazı muhalefet partilerine baktığımızda hiç biri bu soruna asılmak bir yana üzerine bile alınmıyor. Buna partilerin kayıtlı kadın üyeleri de dahil.

Burada tüm umutlar CHP'ye kalıyor. Gerçi geride kalan seçimler kadınlar açısından çok iç açıcı olmamakla beraber yine de bu sorunu CHP çözecek, çözmelidir de. Hem de hiç vakit kaybetmeden..

Ülkemizde eşitsizliği gidermek uzun soluklu bir iş olabilir. Çünkü ataerkil zihniyetin bir çırpıda silinmesi beklenmemelidir.

Bu sorunun en basit çözümü yerel yönetimlerle işbirliğinden geçer. Bu bir nevi partinin pilot çalışması olabilir. Parti üst yönetimine yıllardır anlatmaya çalıştığım bu kadın odaklı proje hem kadın sorunlarının çözümünde hem de yerel yönetimlerin asli görevleri arasında olan ancak bazı belediye başkanlarının hala benimseyemediği, kadına yönelik çalışmaların kurumsallaşması açısından çok önemlidir. Aslolan tüm belediyelerde çok özenli bir plan ve programla hayata geçmesi, varolanlarda da aynı perspektifin uygulanmasıdır.

CHP'nin elinde şu an toplam 181 belediye var. Belediyeler halka hizmet ederken her siyasi görüşteki vatandaşa eşit yaklaşmak zorundadır.. Dolayısıyla belediyelerin öncelikle açacakları Kadın Danışma Merkezleri ile o yörenin kadınlarını sosyal,kültürel, hukuksal, ekonomi, vb konulardaki argümanlarla  eğitici ve yol gösterici olurlar.

Şöyle ki;

Ürettikleri el emekleri için kooperatifler kurar; kadını maddi açıdan güçlendirirler.  Sığınma evleri açar; kadını şiddetten korurlar.  Hukuksal danışmanlık verir; kadınlar haklarına sahip çıkarlar.  Sağlık birimi açar; kadınlar cinselliklerini en doğru kişiden öğrenirler. Psikolojik danışmanlık verir; kadınlar sorunlarına çare bulurlar.  Eğitim çalışmaları yapar; kadınlar doğru kanaldan bilgilenirler.

Bu çalışmalar kadınlara yeni bir ufuk, yeni bir bakış açısı kazandırır. Bu aynı zamanda yaşamsal ve düşünsel gelişmeyi de artırır. Eğitimli ve ekonomik yönden ayakları yere basan kadının sosyal ve siyasal mücadelesi de yetiştirdiği nesil de farklı olacaktır. Bir söz vardır:   "Bir toplumda kadın mutlu olursa eşi ve çocuğu da mutludur"

Yukarıda sözünü ettiğim  proje; bundan 23 yıl önce yerel yönetimler bazında ilk kez CHP’li bir ilçe belediyesinde hayat buldu. Dört yıl süren bu proje Türkiye’de örnek olurken, Avrupa'daki yerel yönetimler ve örgütlerle de ortak çalışmalar yürüttü.

O günden bu güne yerel yönetimler düzeyindeki kadın birimleri ve çalışmaları hala kurumsallaşamadı.   Şiddete uğrayan kadınlar için devlet Avrupa örneklerinde gördüğümüz gibi hayatlarını idame ettirecek bir sistem kuramadı. Yasayla açılması zorunlu olan sığınma evleri için  maalesef yol alınamadı. 

Her şey el yordamıyla gidiyor. Bakalım nereye kadar…

 

 

 

 

 


Üye Ol



Üye Girişi