Zerrin Toprak Karaman

Prof.Dr, Dokuz Eylül Üni. İİBF.

zerrintoprak@gmail.com


01.10.2011 - 03:00
450
Yazı Boyutu:    
Nihayet ben de Londra’dan sizlere bu yazıyı göndererek, yapılması gerekenler listesinden bir tanesine daha çizik atmış oldum. Westminster Demokrasisinin yürütüldüğü merkez binalara arabayla 15–20 dakikalık mesafedeyim. Gece gündüz acı polis sirenleri içinde yaşamaya çalışıyoruz. Arka plan fon müziği gibi. Ben önce ambulans sirenleri zannettim, meğer polis sirenleriymiş. Polis sirenleri biz buradayız veya suçlu takibi için mi ? ya da birçok nedeni mi içeriyor, uzmanlara danışmak lazım. Ancak uluslararası göçün ciddi kontrol edilmediğinde kent güvenliğini tehdit eder hale geldiği, reddedilebilecek bir konu olarak görünmüyor.Heatrow havaalanına İzmir’den transit yolcu olarak indim. Hep dinlerdim ancak ben hiç karşılaşmamıştım, bekle bekle bavulum çıkmadı. Tabiî ki şok oldum. Görevli ekranına bakarak, bavulumun uçakta görünmediğini yarın sabah geleceğini söyledi. Yani bavul ve yolcu ayrı ayrı yolculuk ediyorlar demek- bu yeni bir model olsa gerek?. Ertesi günü saat 16.00’da kargoya verilen bavulum nispeten haşat bir şekilde bir saatlik yoldan 00.30 da eve gelebildi. Neyse ki geldi .  Ertesi günü bavulumu incelediğimde içine koyduğum diş macunu, şampuan vs ne kadar ambalajlı malzeme varsa olmadığını gördüm, gerçi peşinde değilim ama ( 25 pound ile ancak yerine koydum bir de kazağım eksik herhalde ona sarıp suç alanından uzaklaştılar) ilgili birimleri kuşkusuz bilgilendirdim. Umarım takip ediyorlardır. Havaalanı psikolojisi diye araştırmalar yapıldığını da bu vesile ile öğrenmiş oldum, ilgilenenlere duyururum. Çünkü dönüş stresine şimdiden girdim. Bütün bu çeşitli nedenlerle yapılan kısa seyahatler veya bir ülkeye kapağı atma isteğinin ülke yönetimlerini de yeni yeni durumlarla karşılaştırarak, stratejik düşünmeye zorladığı /zorlayacağı kesin bir değişim.1990’lı yıllardan bu yana Birleşik Krallık kesinlikle göç alan bir ülke merkezi haline gelmiştir. 1960–1970 döneminde dışa göç, ülkeye göçü aşarken, ülkeye olan göçler de giderek artmaya başlamış ve 1970–89 arasında yılda 24 bine ulaşmıştır. 1990’ların sonunda ülkenin yıllık  toplam 113 bin göç aldığı ve 1991-1993 yıllarında göç rakamlarının tavan yaptığı belirtilmektedir. Bu rakamlar gerçekten çok yüksek değerlerdir.  Bugün durum daha da dramatik görülmektedir. Ülkeye göç yılda 100 binden fazla olarak gerçekleşmektedir.Birleşik Krallığa göç neden dramatik olarak hızla artış göstermiştir? Birleşik Krallık,  diğer adıyla İngiliz Milletler Topluluğu (Commonwealth of Nations) olarak geçmişte Britanya İmparatorluğu nun parçası olan devletler ile sonradan katılmış devletlerin oluşturduğu uluslararası bir birliğin içinde yaşayanları kabul etmeyi politik bir stratejiye oturtmuştur. Bu nedenle de göçleri stratejik diplomasisine uygun olarak kabul etmektedir. Bana göre kabul etmek zorunda kalmaktadır. Esasen bu konu erişilebilir bilimsel makalelerde tartışılmamaktadır.  Bu nedenle tartışmalar diğer ülke topluluklarından İngiltere’ye gelişlerinin önlenmesi üzerine yoğunlaşmaktadır. Kamuoyunu bu doğrultuda biçimlendirebilmek için örneğin din gibi, çeşitli mazeretler aranılıp bulunabilir. Hatta hızlandırmak için   üretildiği düşüncesindeyim…Kuşkusuz bu ülkeye gelişi etkileyen diğer itici faktörler gelenlerin kendi ülkelerindeki ekonomik dengesizliklerdir. İngiltere’ye bir taraftan daha iyi standartlarda yaşamak için göç olurken, daha iyi yaşamak için iyi eğitim alanlar da ülkeden göç eğilimindedir. Son yıllarda Birleşik Krallık vatandaşlarını ülkeden ayrılmaya iten göreli eşitsizliği engellemek için yapılan yasal düzenlemeler sayesinde, göç politikaları 1970’li yıllardan bu yana daha nitelik arama doğrultusunda seçici olmuştur. Bu tercih ise, daha az nitelikli insan gücünün dışarıya gitmesini azaltmışken, nitelikli işgücünü de Britanya’ya döndürmüştür. Ayrıca her iki tip profil arasındaki eşitsizliğe de azaltıcı etkide bulunmuştur. Ancak bu etkileşimin hızla gelişmemekle birlikte, toplamda yurt dışına çıkış eğilimini gerilettiği doğrultusunda  değerlendirmeler  yapılmaktadır.Aslında bu konu Türkiye için de önemlidir.  Bir taraftan artan oranda yerleşme amaçlı Türkiye’ye dünyanın dört bir tarafından gelenler ile özellikle Avrupalı (emekli veya değil) ve Rusya’dan farklı sosyo-ekonomik kültürel profillerde ve sorunlarıyla birlikte gelenler, nüfus miktarına dayalı olmayan bir stratejiyle   kabul edilirken,  emek emek yetiştirdiğimiz nitelikli çocuklarımızı/insan gücünü dışarıya yollamamak için ne gibi bir strateji üretiyoruz belli değildir. İngiltere görüldüğü gibi,  nitelikli emek gücünü tutabilmek ve dışarıya çıkış avantajlarını azaltabilecek stratejileri üretmeyi temel ulusal mesele haline getirmektedir. Türkiye eşitsizliğin giderek arttığı ortamda niteliksiz ve nitelikli işgücünün yurt dışına çıkmasını kolaylaştırırken,  bir gelecek senaryosu geliştirmiş midir?  Yoksa işgücünü dışarıya pompalamak temel stratejimiz midir? Yeni kurulan Kalkınma Bakanlığıyla (2011) hangi konulara öncelikli yatırım yapacaktır? Bana ayrılan yeri aşmamak için burada kesiyorum. Devam edeceğim.Sevgilerimle* Prof.Dr. Dokuz Eylül Üniversitesi, İİBF, Kamu Yönetimi Bölümü

Üye Ol



Üye Girişi