09.05.2020
611
3
Yazı Boyutu:    
Korona virüs (Covid-19) salgını tüm dünyada birkaç ay içinde herksin olduğu gibi çocukların da yaşamını altüst etti. Türkiye’de 20 yaş altı için sokağa çıkma yasağı sürmekte.  Okulların kapatılması ve sokağa çıkma yasağı gibi karantina uygulamaları ise şüphesiz zaruri olmakla birlikte çocukların rutin yaşantılarını ve destek sistemlerini alt üst eden etkiler yaratmakta olduğu da su götürmez bir gerçek. 

İçinde bulunduğumuz salgının çocukların sağlığı, refahı, eğitimi, gelişimi ve gelecek beklentileri üzerindeki etkisinden, bazı çocukların okuldan ne kadar uzun süre uzak kalırsa okula dönme olasılıklarının düşeceğinden endişe ederken bunlara ek olarak maalesef başka bir konuda da oldukça tedirgin haldeyiz. Çocukların daha fazla erkek şiddetine maruz kalmasından.. 

Bilindiği üzere, pandemi dönemleri bütün eşitsizlikleri daha da derinleştirmekte. Bu dönemlerde özellikle çocukların daha fazla istismar, şiddet ve suiistimal riskiyle karşı karşıya kaldığı ne yazık ki dünyada tecrübe edildi. Örneğin, Batı Afrika’da Aralık 2013 ila Haziran 2016 tarihleri arasında görülmüş olan ebola salgınına bağlı olarak iki sene boyunca okulların kapalı olmuş, salgın süresinde çocuk işçiliği, ihmal, cinsel istismar ve ergen gebelik sayılarındaki artış gözlemlendi. Çocuklar tüm olağanüstü durumların olduğu gibi salgınların da gizli mağdurları. 

Cinsel istismar gizli kalan, açıklanamayan, açıklandıktan sonra da ne yazık ki çocukları yıpratan, solduran, çetrefilli bir yol izletilen bir durum. 

Peki Covid-19 ile mücadele edilmeye çalışılan şu günlerde çocukların maruz kaldığı erkek şiddetinde durum ne? 

Çocuğa karşı işlenen cinsel suçlara ilişkin veriler pandemi sürecinde yetkili idari makamlarca raporlanıyor mu? 

Maalesef bu dönemde de erkek şiddetine ilişkin olarak ciddi bir veri eksikliği bulunmakta. 

Güncel ve güvenilir veri tabanı oluşturma, veriyi takip, alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) iletişim, koordinasyon, bilgi paylaşımı ilgili bakanlıkların yine gündeminde değil. 

Neyse ki barolar var, çocuk hakları merkezlerinin hazırlamış olduğu raporlar sayesinde bilgi sahibi oluyoruz. 

23 Nisan 2020 tarihinde İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi pandemi döneminde çocuk haklarına ilişkin bir açıklama yaptı. Merkez, İstanbul Barosu CMK servisinden alınan istatistiki bilgiye açıklamalarında yer vererek, pandemi ilanından bugüne çocuk haklarını ilgilendiren vakıalar için yapılan avukat atama sayılarında kayda değer bir değişim gözlemlediklerini açıkladı.

Açıklamada yer alan çocuğun cinsel istismarı suçu nedeniyle karakol aşamasında atanmış olan avukat sayılarına baktığımızda 10 Mart – 20 Nisan 2019 tarihinde 508 olan rakamın 10 Mart – 20 Nisan 2020 tarihinde 178’e düşmüş olduğunu görüyoruz. Görevlendirme sayılarındaki düşüş müsbet bir durum mu? Ne yazık ki değil. Bilakis rakamdaki azalma koruyucu mekanizmalara erişimdeki güçlüğün sonucu. Kolluğun telefonları açmadığı, koruyucu mekanizmalara ulaşmanın mümkün olmadığı başvurucular tarafından sıklıkla ifade edilmekte. 

Diğer bir açıklama da Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi tarafından yapıldı. 

02 Mayıs 2020 tarihinde yapılan açıklamada, baro CMK servisinden alınmış olan istismara maruz kalan çocuklara kolluk aşamasında atanan avukat sayısı açıklandı. Rakamlar oldukça dikkat çekici. 

1 Ocak – 31 Ocak 2020 tarihleri arası 63, 1 Şubat – 29 Şubat 2020 tarihleri arası 42, 1 Mart – 31 Mart 2020 tarihleri arası 56, 1 Nisan – 30 Nisan 2020 tarihleri arası ise 18 avukat atanmış.

2019 senesi Mart ve Nisan aylarında 142 olan bu atama sayısının pandemi döneminde iki haneli rakamlara düşmesinin olumlu bir gelişme olmadığını, özellikle kolluğun telefonları açmamasının şiddetle mücadele yöntemi olamayacağını yinelemek isterim. 

Bu süreçte önemli bir açıklama da Lanzarote Komitesi başkanından geldi. 

Lanzarote,Sözleşmesi hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse; Çocukların Cinsel Sömürü ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi kısaca Lanzarote,Sözleşmesi olarak anılan düzenlemedir. Türkiye tarafından 7 Aralık 2011 tarihinde onaylanmış, Türkiye açısından 1 Nisan 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Lanzarote Sözleşmesi’nin bir parçası olarak, Sözleşme’yi onaylayan her ülke, cinsel şiddetin önlenmesi için çocuklara ve ailelerine bilgi sağlayarak onları güçlendirecek unsurları içeren bir kampanya yürütmelidirler. Sözleşmeyi onaylayan her ülke ayrıca parlamento ve yerel yönetimlerini Sözleşme’de ana hatları ile belirtildiği gibi politika ve hizmet çözümleri geliştirmeye yönlendirecek bilgilendirme kampanyaları da düzenlemelidir. 

Lanzarote Komitesi başkanının Covid-19 salgını döneminde çocukları cinsel istismara ve suistimale karşı korumak adına önlemlerin artırılması için yayınladığı bildiride; taraf devletlere acil çağrıda bulunarak, çocuklar konusunda düzenli bir şekilde durumu gözden geçirmek, ihtiyaçları belirlemek, önlemleri uyumlu hale getirmek için ulusal ve yerel otoriteler, sivil toplum örgütleri ve özel sektör ile diyalog halinde olmalarını, artan şiddet, ihmal ve suistimal risklerine karşı yardım hatlarının çocuklar tarafından bilinmesinin sağlanmasını, bu hatların 24 saat aktif çalışır kılınması için insan kaynaklarına ve ekipmanlarına sahip olmasını, ulusal seviyede çocuk cinsel istismarını engellemeyi amaçlayan farkındalık materyallerini yaygınlaştırmasını, dağıtmasını, ebeveynlere bu hususlarda destek sunmasını, tüm verilerin raporlanmasını içeren bir dizi gerekli uyarıda bulundu.  

Peki sözleşmeye taraf devlet olan Türkiye’nin aldığı ne gibi önlemler var? 

İstanbul ve Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezlerinin açıklamaları mevcut durumun iç açıcı olmadığını göstermekte. Kolluğa ulaşmakta sorun çekilmekte, 7/24 açık olan yardım hatları kurulmuş değil ve bu hususta sair tedbirler de alınmış değil. Komitenin çizdiği ve önerdiği hatta değiliz yani. Hatta tam tersi bir yöne gidilmeye çalışılarak çocukların aleyhine yapılmak istenen bir düzenleme yine gündeme getirildi. 2016 senesinden beri ısıtılıp ısıtılıp önümüze konan erken evlendirilen çocuklara karşı cinsel istismar suçunu işleyenlerin affını gündeme getirerek bu suç meşrulaştırılmaya çalışılmakta. Hatta hükümet salgının yaratmış olduğu kriz ortamından faydalanarak geçtiğimiz Nisan ayında yine ve yeniden düzenlemeyi geçirmek için hamle yaptı ve yine kadınların tepkisi ile geri adım atıldı. 

C¸ocukların Cinsel So¨mu¨ru¨ye ve Cinsel I·stismara kars¸ı Korunmasına I·lis¸kin Avrupa Konseyi So¨zles¸mesi hu¨ku¨mleri her zamanki gibi gec¸erliligˆini korumakta olduğuna göre sözleşmenin de diğer düzenlemeler gibi özellikle bu dönemde ivedi olarak uygulanmasını beklemekteyiz. Ve ayrıca çocuğa karşı cinsel istismar ve diğer şiddet unsurları kapsamında pandemi zamanlarında devletin yetkili makamlarınca güncel veri tabanı oluşturma, veriyi takip, alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla  iletişim, koordinasyon, bilgi paylaşımı, ulusal yasal düzenlemeler ve uluslararası taraf olduğumuz sözleşmeler gereği yetkililerce ne gibi önlemler alındığının tüm kamuoyu ile paylaşılması gerekmekte. 


Üye Ol



Üye Girişi